Yeni Yeni'den


    Kaybolan Yıllar

    Paylaş
    avatar
    mat_fatos
    Set Gorevlisi
    Set Gorevlisi

    Kadın
    Mesaj Sayısı : 832
    Yaş : 36
    Nerden : izmir
    Ruhsal Durumum: :
    Durumum: :
    Katılımı : :
    5 / 1005 / 100

    Takımı :
    Kayıt tarihi : 05/04/08

    Geri: Kaybolan Yıllar

    Mesaj tarafından mat_fatos Bir C.tesi Mayıs 17, 2008 9:52 pm

    14. bölüm devamı

    Zenan bir anda dehşet içinde yerinden fırladı. Yoo, ciddi olamazdı. Hayır. Hemen yanlış sonuçlara varıyordu.artık olgun bir yetişkin, bir anne, bir iş kadını olduğunu unutma, dedi içinden.
    Z: kim evleniyor?... ah, sen ve sedef, tabii. O kadının çocuğumun yanına yaklaşmasına izin vereceğimi sanıyorsan, unut gitsin! Oğlumu belli saatlerde görme hakkın olabilir, ama hepsi o kadar.
    S: sedef değil. Sen ve ben, zenan…. Bu çocuğun bir babanın korumasına ihtiyacı olduğu ortada. En iyi çözümün evlilik olacağına karar verdim.
    Demek buna karar vermişti! Nişanlı olmasının da önemi yoktu. Suat hazretleri böyle karar vermişti işte!
    Z: asla!
    S: hiç düşünmedin bile. Benim çocuğa verebileceklerimi düşün, zenan. Bir zamanlar sen bana evlenme teklif etmiştin, unuttun mu? Değişen bir şey yok. Tek fark, ben şimdi bu teklifi kabul ediyorum.
    Z: hayır!
    Zenan o teklifi yaptığı gün ne kadar aşağılandığını hatırladı birden. Böyle bir şeye bir daha asla izin vermeyecekti.
    S: bu kadar bencil olma!
    Suat zenanı bileğinden yakaladı.
    Z: bırak beni!
    S: önce beni dinleyeceksin. Çok büyük bir şok yaşadığın için sana karşı anlayışlı davranmaya çalışıyorum. Öfkemi kontrol altında tutmaya çalışıyorum. Ama benimle evlenmek istediğini söylediğinde, hamile olduğundan söz etmemeni unutmadım. O zaman söyleseydin evlenirdim ve şu son iki günde yaşananların hiçbiri olmazdı. Birbirimizi hala istediğimiz ortada. O elekrik hala mevcut. İyi bir evliliğimiz olabilir. Oğlumuzunda bir ailesi olur.
    Zenan ona baktı. Suatın ciddi olduğu belliydi. Onun teklifini kabul ederse olabilecekleri bir an düşündü. Suat cinsel açıdan mükemmel bir erkekti, her kadının hayalini kurduğu bir aşıktı.
    S: haklı olduğumu biliyorsun, zenan.
    Suatın sesindeki o kendinden emin, kibirli ifade, zenana onu diğer özelliklerini de hatırlattı. Her zaman söylediklerinin derhal yerine getirilmesini istemesi, ne giyeceğine, nereye gideceğine karışması, işinin her şeyden önde gelmesi, sürekli seyahat etmesi…. Evlenip baba olmanın sorumluluklarını yerine getirebilecek bir adam değildi suat. Belirli görüşme saatleri saplansa, Batuhan babasını belki de aynı evde oturdukları zaman göreceğinden çok daha fazla görürdü. Üstelik, birde sedef meselesi vardı!
    Suatın teklifi zenana birden çok korkunç geldi.
    Z: şaka ettiğinden eminim. Evlilik tuzağına asla düşmeyeceğini söyleyen sendin, unuttun mu?! Şimdi evime gelmiş, çocuğumu elimden alabilmek için bana evlenme teklifinde bulunma cüretini gösteriyorsun. Özür dilerim, ama cevabım hayır.
    S: tekrar düşün, zenan.
    Z: hiç gerek yok. Cevabım hayır.
    S: velayet davası açabilirim.
    Zenan duyduklarına inanamadı. Suat kanepede arkasına yaslanmış, gayet rahat bir tavırla mahkemeye başvuracağını söylüyordu.
    Z: bunu gerçekten yapar mısın?
    S: buda bir seçenek.
    Zenan öfkeyle ona baktı. Aslında, pek şaşırmamıştı. Suat “oğlumuz” kelimesini kullandığından beri böyle bir şey bekliyordu.
    Z: mahkemeyi asla kazanamazsın.
    S: peki ama bu tehlikeyi göze alabilir misin? Benim zamanım var, param var, en iyi avukatlar emrimde. Oysa senin zamanın bile yok.
    Suat her zamanki gibi paranın her şeyi halledeceğini düşünüyordu. Ama zenan oğlunu ona vermeyecekti.
    Z: elinden geleni yap. Oğlum için seninle ölünceye kadar savaşırım.
    Batuhan uyanmıştı.
    B: annee!
    Z: uyandı.
    Zenan uyandı diyerek yerinden fırlamıştı. Hızlı düşünmeye çalıştı. Suatın yanında sakin ve kendinden emin görünmesi gerektiğini biliyordu. Onun gibi bir adamla baş edebilmenin tek yolu buydu. Ve artık böyle davranmasının zamanı gelmişti. Kapıya doğru iki adım attıktan sonra geri döndü. Suat hiç kıpırdamamıştı, sanki çocuğun sesini duyunca donup kalmış gibiydi.
    Z: oğlum…biraz bekleyebilir. Yatağının içinde oynayıp oyalanabileceği bir yığın oyuncak var. Ama aramızdaki mesele bir an önce çözümlenmeli.( zenan kararlı bir sesle devam etti) yıllar önce bana söylediğin son sözleri hatırlıyor musun?
    Zenan, ne kadar alçak bir adam olduğunu gösteren bu sözlerin hatırlanmasından suatın hç hoşlanmadığını yüzünün kasılmasından anladı. Ama suatın duyguları artık umurunda bile değildi. Bebeğini korumak için her şeyi göze almıştı.
    Z: seni hayal kırıklığına uğratmak istemem, suat, ama gücün ve servetin ne kadar büyük olursa olsun, faturayı ödemene yetmez. Ne demek istediğimi anlıyor musun? Bir çocuğa ve aileye sahip olmak için sadece sevgi gerekir. Çok büyük bir sevgi. Hiçbir fiyata satın alamayacağın sevgi. Sende asla bulunmayan, buna hiçbir zaman sahip olamayacağın sevgi.
    Zenan bir an susup ona baktı. Suat taş gibiydi. Ne düşündüğünü, ne düşündüğünü, neler hissettiğini yüzünden anlamak mümkün değildi. Zenan onu en zayıf noktasından vurduğu duygusuna kapıldı. Bu düşünceyi hemen kafasında sildi. Hiçbir şey suatı incitemezdi.
    Z: en iyi avukatları tutabilir, bütün paranı harcayabilirsin, ama asla kazanamayacaksın. Daha öncede söylediğim gibi, oğlumu görmene izin vereceğim, ama benim belirlediğim saatlerde ve şartlarda.
    Zenan onun bir şey mırıldandığını zannedip sustu. Ama suat hiçbir şey söylemeyince devam etti.
    Z: sana son teklifim bu. İster kabul edersin, ister etmezsin…
    Kapanış cümlesinin yeterince etkili olduğu kararına varınca arkasını dönüp odadan çıktı. Batuhanı yatağından alıp göğsüne bastırdı.
    Z: merhaba hayatım. Güzel uyudun mu?
    B: uyudu, uyudu.
    Z: ama bu arada başka bir şeylerde yapmışsın anlaşılan
    Batuhanı yatırıp altındaki bezi çıkarmak zor iş değildi de, yenisini bağlamak pek kolay olmuyordu. Altı açılıp bacakları serbest kalınca Batuhan sevinçle tekmeler atmaya başladı. Yeniden bağlanmak istemiyordu. Elini uzatıp annesinin saçlarını yakaladı.
    B: anne, anne.
    Z: efendimmm. Annen yanında bebeğim. Her zaman da yanında olacak. Sana söz veriyorum….. hiç kimse ama hiç kimse seni bir daha benden alamaz.
    S: bu laf bana mıydı?
    Zenan yavaşça döndüğünde suatın kapıda durup onları seyrettiğini gördü.
    Z: hayır, ama gerekirse…
    Suat onu dinlemiyordu. Büyülenmiş gibi gözlerini batuhana dikmişti. Zenan oğluna baktığında, onunda dikkatle suata baktığını gördü.
    S: adı Batuhan, dimi? Tv de duymuştum.
    Suat onlara doğru yürüdü. Zenanın yüreği burkuldu. Çocuğunun adını tv den öğrenmek çok acı olmalıydı. Birden suçluluk duygusuna kapıldı.
    S: alabilir miyim?.. kucağıma almama bir şey demez dimi?
    Suatın çekingen tavrı, zenanın suçluluk duygusunu arttırdı. İlk defa çok farklı bir suat vardı karşısında. Her zaman ki kibirli, kendinden emin tavrı gitmiş, yerine yalvaran bir adam gelmişti.
    Çocuğu olduğunu haber vermemekle doğru mu yapmıştı acaba? Yoksa bu davranışının nedeni sadece kendi gururu muydu? Onu istemeyen bir adamın, sırf hamile olduğu için evlenmesini mi istememişti? Bugün yine aynı hatayı mı yapıyordu? Bu düşünceler zenanı fazlasıyla rahatsız ediyordu. Gülümsemeye çalışarak batuhanı ona uzattı.
    Z: elbette alabilirsin. Batuhanın itiraz edebileceğini düşünerek de endişelenme. O kadar insan canlısı bir çocuk ki, herkesin kucağına gidiyor. Ne yazık ki, hiç tanımadığı insanların kucağına bile…
    Suat gülerek oğlunu kucağına aldı.
    S: görünüşünü benden almış olabilir, ama saflığını da senden aldığı kesin.
    Z: bir zamanlar saftım, ama artık değilim.
    Diye mırıldandı. Sesini yükseltmek, Batuhan ı tedirgin etmek istemiyordu. Ama bir zamanlar suatın onu nasıl kandırdığını hatırlamak da canını sıkmıştı. Suat onu dinlemediği için verdiği cevabında bir anlamı olmadı. Suat oğluna bir şeyler söylüyordu, ve batuhanda dikkatle onu dinliyordu. Kan bağı denen şey bu olmalıydı. Baba oğul birbiriyle hemen iletişim kurmuştu. Onları seyreden zenanın boğazı düğümlendi. Birbirine ne kadar benziyorlardı. Aynı ten, aynı saçlar, aynı ifade… batuhanın suatın çenesine dokunup gülümsediğini gördü. Zenanın aklına birden suatla geçirdiği güzel günler geldi. Zenan yüzünün birden kızardığını hissetti.
    Z: ben gidip çay yapayım
    Dedi telaşla. Batuhanın suatı bu kadar çabuk kabullendiğini yüzünden sinirlerinin bozulduğunu düşünmek istemiyordu. Ama içinden bir ses, suatı yeniden görmenin, onunla öpüşmenin, öldüğünü sandığı duyguları yeniden harekete geçtiğini fısıldıyordu.
    Zenan bir gerçeği kabul etmek zorunda kaldı. İki yıl önce suata nasıl aşıksa, ona hayır demeyi nasıl hiç başaramadıysa, bugünde durum pek farklı değildi.
    Ve bu onu çok korkutuyordu…

    okuyupta yorum yapmayanın kaynanası cadının teki olsun
    avatar
    mat_fatos
    Set Gorevlisi
    Set Gorevlisi

    Kadın
    Mesaj Sayısı : 832
    Yaş : 36
    Nerden : izmir
    Ruhsal Durumum: :
    Durumum: :
    Katılımı : :
    5 / 1005 / 100

    Takımı :
    Kayıt tarihi : 05/04/08

    Geri: Kaybolan Yıllar

    Mesaj tarafından mat_fatos Bir Salı Mayıs 20, 2008 12:23 am

    15. bölüm

    E: özür dilerim zenan, ama sen ne dersen de, ben ona güvenmiyorum.
    Mutfak masasında bir elinde kahve fincanıyla oturan zenan, başını öteki eline yasladı. Suatın, onu ve Batuhanı Pazar günü gezmeye götürmesini teklifinin ardından geçen dört gün boyunca her gece ela ile aynı konuyu tartışmaktan yorgun düşmüştü.
    Z: adamla bir Pazar günü gezmeye gitmenin ne zararı olabilir ki?
    E: bilmiyorum. Ama senden öğrendiğim bir şey var. Suat Birtan üç hafta önce ortaya çıktığında sana önce evlenme teklif etti, ardından seni velayet davası açmakla tehdit etti. Sence mantıklı ve güvenilir bir adamın davranışı mı bu? Batuhanı kucağına aldığında ona nasıl sarıldığını görmüyor musun? Oğlunu istiyor. Bu adam istediği her şeyi elde eder biliyorsun.
    Elanın söyledikleri bir bakıma doğruydu. Ama zenan, suatın batuhanı ondan almak gibi bir niyeti olduğunu sanmıyordu. Evet, onu ilk defa evinin kpısında gördüğünde kendiside farkı şeyler düşünmüştü. Ama batuhanı gördüğü andan itibaren suatın o ukala tavrı kaybolmuş, bir anda sevgi dolu bir baba oluvermişti.
    Aynı gün elinde çay tepsisiyle oturma odasına girdiğinde suat ile batuhanı yerde nasıl oynarken bulduğunu hatırlayınca dudaklarında hafif bir tebessüm belirdi. Suat Legolarla kocaman bir kule yapmış, Batuhan da onları deviriyordu. İkiside kahkahalarla gülüyordu. Sonra eve ela gelmiş her zaman ki rahat tavrıyla suata gitmesini söylemişti. Ve suat hiç sesini çıkarmadan gitmişti!..
    Daha da şaşırtıcı olan, suatın ertesi gece oldukça geç bir saatte telefon etmesiydi. Ela leventle buluşmaya gittiği için zenan evde Batuhan ile yalnızdı. Suatın sesini duyunca irkilmiş, ya ya evlilik teklifi alacağını yada yine velayet davasıyla tehdit edileceğini sanmıştı.
    Ama suat son derece sakin ve olgun konuşmuştu. Avukatıyla görüştüğünü, batuhanın bakımı için maddi destekte bulunak istediğini, ayrıca çocuğu belirli ziyaret konusunda zenanın teklifini aynen kabul edeceğini söyleyerek teşekkür etmişti.
    E: sen beni dinlemiyorsun, değil mi, zenan?
    Z: efndim? Evet, evet, dinliyorum
    E: o lanet olası adam yine seni büyüledi.
    Z: saçmalama, ela. Suat ile aramda hiçbirşey yok artık. Zaten o da bana kızkardeşi gibi davranıyor.
    Zenanı söylediği doğruydu. Suat batuhanı ziyaretlerinde sadece oğluyla ilgileniyor, zenana cinsel çağrışım uyandıracak tek bir harekette bulunmuyordu. Zenan bundan çok mutlu olduğunu tekrarlayıp duruyordu ama içten içe hayal kırıklığıda duymuyor değildi.
    E: bundan hiç emin değilim kızım. Kimsenin karakteri bir günde değişmez. O adam senin kendini emniyette hissetmeni sağlamak için özellikle böyle davranıyor. Haftada 2 gün buraya geliyor, sen gitmesini söylediğinde de hiç itiraz etmeden gidiyor
    Z: sende her şeyi abartıyorsun…
    Hayatında ilk defa suata karşı bir zafer kazanmıştı…. İnsanın başını döndüren bir duyguydu bu. Suat şimdi bir Pazar gününü onlarla birlikte geçirmek istiyordu. Bu doğal bir istekti.
    Z: ben ne yaptığımı biliyorum.suatın ben yanlarındayken oğlunu belli zamanlarda görmesine izin verirsem, yasal düzenlemelerin zamanı geldiğinde ben karlı çıkarım. Er yada geç Batuhanın babasını tanıması, onun soyadını taşıması gerekiyor. Ayrıca, suatın oğluna gerçekten harika davrandığını inkar edemem.
    E: Batuhana harika davranıyor olabilir, ama bence sen yinede sözümü dinle. Avukatın her şeyi yasal bir anlaşmayla belirleyip imza atmadıkça…
    Z: ama ben bu davayı kazandım zaten, ela!
    Zenan bunu bağırarak söylemişti.
    Z: suat her söylediğimi kabul ediyor, evlilik yok, velayet davası yok! Geçmişte kötü biten bir ilişki yaşamış, iki yetişkin insanız biz. Bu ilişkinin sonucu da, Batuhan. Batuhanın iyiliği için onunla bir gün geçirmeyi kabul etmemin neresi yanlış?
    Zenan galip çıkan tarafın hiç olmazsa bu kadarcık bir lütufta bulunması gerektiğini düşünüyordu.
    E: Allah aşkına, zenan! Batuhanın kaçırılması yüzünden yaşadığın şoku hala üzerinden atamadın. Suatın tam bu sırada ortaya çıkışı da senin için tam bir şok oldu. Bütün bunları anlayabilyorum. Ama lütfen, lütfen, dikkatli ol. Senden sadece bunu istiyorum.
    Zenan bir an duraksadı.gerçekten hala şokta mıydı? Bunu bilmiyordu. Zaten Batuhansız geçen yirmidört saati düşünmek bile istemiyordu. Bundan sonra oğlunu bir an olsun gözünün önünden ayırmayacaktı. Kahvesini bitirip ayağa kalktı. Bu gece erken yatmaydı.
    Z: aşırı tepki gösteriyorsun, ela. ( bu arada elaya sarılarak söylemişti bunları). Yatmaya gidiyorum. Benim için endişelenme. Yarın hep birlikte sahile gideceğiz yalnızca. Suat gözümün önünden oğlumu kaçırmaya kalkacak değil herhalde, değil mi?
    Gülerek odadan çıktı zenan. Uyumak için odasına gitti.

    Bakalım yarın sahilde neler olacaktı?
    avatar
    mat_fatos
    Set Gorevlisi
    Set Gorevlisi

    Kadın
    Mesaj Sayısı : 832
    Yaş : 36
    Nerden : izmir
    Ruhsal Durumum: :
    Durumum: :
    Katılımı : :
    5 / 1005 / 100

    Takımı :
    Kayıt tarihi : 05/04/08

    Geri: Kaybolan Yıllar

    Mesaj tarafından mat_fatos Bir Çarş. Mayıs 21, 2008 6:47 pm

    16. bölüm

    Z: işte benim güzel oğlum hazır.
    Zenan gülümseyerek batuhanı yere bıraktı. Mavi şortu ve üstünde miki resmi bulunan beyaz tişörtiyle Batuhan gerçekten çok tatlı görünüyordu. Zenan bir anda beyaz ve mavinin de suata ne kadar çok yakıştığını düşündü.
    B: atta, anne.
    Batuhan küçük tombul bacaklarının üstünde iki yana sallanarak yatak odasının kapısına yürüdü. Zenan aynada kendisine baktıktan sonra batuhanın yedek kıyafetlerini, bezlerini ve ihtiyaç duyabileceği her şeyi koyduğu büyük çantayı alıp odadan çıktı. Levent oturma odasındaki kanepeye uzanmıştı. Geceyi ela ile birlikte geçirmiş ve Batuhan midesinin üzerine tırmanıp hoplamaya başlayıncaya kadar pek keyifli bir hali vardı. Kahkahalar, bağrışmalar arasında zenan kapı zilinin ısrarla çaldığını geç farketti. Kapıyı açarken Batuhanı kucağından indirmemesi için levente seslendi ve kapıyı açtı.
    S: günaydın, zenan.
    Z: suat.
    Zenanın bir an nefesi kesildi. Özel bir şey değildi bu elbette. Bu kadar yakışıklı ve çekici bir erkeği görüpte nefesi kesilmeyecek bir kadın düşünemiyordu. Suatın üzerinde her zamanki takım elbise yerine bir mavi bir şort ve beyaz bir tişört var. İnsanın aklını başından alacak kadar yakışıklıydı. Gözgöze geldiklerinde zenan onun bakışlarındaki pırıltıyı fark etti ve birden irkilerek bir adım geri çekilmişti.
    Z: girsene
    S: gördüğüm kadarıyla tam zamanında hazırsın…. Çok güzelsin.biraz kilo almışsın ama sana yakışmış.
    Zenan kızardığını hissetti. Suatın tavrına biraz şaşırmıştı. Yoksa onunla flört etmeye mi çalışıyordu? Yoo, yanılıyordu herhalde.
    Z: teşekkür ederim.
    Zenan önden gidip oturma odasına girdi. Levent kanepenin üzerinde Batuhan ile boğuşuyordu. Zenan gülümseyerek
    Z: suat, bu levent…. Evimizin daimi misafiri sayılır.
    S: memnun oldum levent. Bende batuhanın babası suat.
    L: bende memnun oldum suat.
    Suatın şanslı adammış diye mırıldandığını duydu zenan, ama bakışlarındaki düşmanca ifadeyi görmedi. Batuhanı gülerek leventin üzerinden aldı. Levent gülerek zenana
    L: Allaha şükür. Bu küçük canavar neredeyse beni öldürecekti.
    Z: hadi ordan, be. ( sonra oğlunu yanağından öperek) hadi hayatım, gezmeye gidiyoruz.
    S: oğlanı ben alırım.
    Suat batuhanı almak için uzandı. Ve zenan birden irkildi. Suatın elleri çocuğu alırken zenanın göğsüne dokunmuştu. Dahada önemlisi, kendisinin bu temastan bu kadar heycanlanmasıydı.
    Merdivenden inerken can sıkıntısıyla dudağını dişledi. Tıpkı eski günlerdeki gibi, suatı görünce aklı başından giden, onun etrafında pervane olan kıza dönmekten korkuyordu. Bunun bir daha asla tekrarlanmayacağını düşünerek sakinleşmeye çalıştı.
    Güneşli, güzel bir mayıs günüydü. Suatın son model cipinin yanında kendi arabası fazlasıyla külüstür kalıyordu. Bunu gören zenan derhal gerçeğe döndü. Batuhan dışında hiçbir ortak şeyleri yoktu onların.
    Z: benim arabamla gitmemiz lazım, çünkü Batuhan için bebek koltuğu var…
    S: önemli değil benim arabamda da var. Ayrıca, Batuhanın ihtiyaç duyabileceği her şey var, merak etme.
    Zenanın sırtında birden buz gibi bir ürperti dolaştı. İçinden bir ses dikkatli olması gerektiğini fısıldadı. Ama bu düşünceyi hemen kafasından kovdu. Ela son günlerde o kadar çok konuşmuş, onu o kadar çok uyarmıştı ki, paranoyaklaşmaya başlamıştı herhalde.
    Z: her şeyi düşündüğün belli.
    S: evet.
    Zenanın şaşkın bakışları altında suat, batuhanı ön koltuktaki bebek koltuğuna oturtup emniyet kemerini bağladı.Zenanın elindeki büyük çantayı bagaja koydu ve zenan kendini birden arka koltukta buldu. Dudaklarında sinirli bir gülümseme belirdi. Suatın onunla flört etmeye çalıştığını zannetmekle ne kadar budalalık ettiğini anlıyordu. Ona bir stepne lastik muamelesi yapıyordu.
    Yola koyuldularında suat hiç durmadan konuşuyor ve oğluna bir şeyler anlatıyordu. Unutulduğunu anlayan zenan onbeş dakika sonra sesini yükseltti.
    Z: kuşadasına gideceğimizi sanıyordum. Plajı çok güzeldir.
    Dikiz aynasından ona bakan suat gözlerini yine hemen yola çevirdi.
    S: merak etme, zenan. Ben her şeyi planladım. Çeşmeye gidiyoruz. Oradan bir tekne kiraladım. Sahil boyunca dolaşır, kendimize piknik yapabileceğimiz bir yer buluruz diye düşündüm.
    Zenan itiraz etmek istedi, ama dikiz aynasından göz göze geldiği suatın bakışlarındaki pırıltıyı görünce birden her şeyi unuttu. Bugün ona ne oluyordu böyle? Adama her bakışında aklı başından gidiyor, heyecandan kalbi yerinden fırlayacak gibi çarpmaya başlıyordu.
    Gözlerini camdan dışarı çevirip bütün dikkatini manzaraya vermeye çalıştı. Bu manzarayı seyredip günün keyfini çıkartarak, suatın teklifini kabul etmekle hata yapıp yapmaığını düşünmekten vazgeçmeye karar verdi.

    -------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
    Beş saat sonra, daveti kabul etmekle doğru yaptığına karar verdi. Düz siyah mayosuyla güvertede güneşleniyordu. Uykusunun iyice bastırmasıyla gözlerini kapatırken az önce yedikleri müthiş yemeği düşündü. Batuhan aşağıda kamarada öğle uykusundaydı.
    Mükemmel bir gün geçiriyordu. Suat hiç kimsenin olmadığı güzel bir yer bulup oraya demirlemişlerdi. Batuhan ile saatlerce kumda oynamışlar sonrada yemek için tekneye dönmüşlerdi.
    Zenan bazı şeyleri ne kadar yanlış anladığını düşünüp gülümsedi. Suatın onunla hiç ilgilenmeiği belliydi. Hatta tam tersi, Batuhana davrandığı gibi davranıyordu ona. İmalı bakışlar sözler hiçbir şey yoktu. Esas sorun, zenanın aşırı faaliyet gösteren hormonlarıydı. Göründüğü kadarıyla suatın böyle bir derdi yoktu.
    S: biraz daha kola ister misin, zenan?
    Z: hayır, hayır. Fazlasıyla içtim zaten
    Doğrulmaya çalıştı ama bunu yapacak kadar enerjisi kalmamıştı.
    S: uykun mu geldi?
    Z: hı hıı
    Zenan gözlerini kapattı. Suatın yüzündeki zafer tebessümünü görmedi. Onun kendisini kucaklayıp aşağıdaki kamaraya indirdiğini de hissetmedi. Derin bir uykuya dalmıştı.


    En son mat_fatos tarafından Ptsi Ağus. 04, 2008 3:56 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
    avatar
    mat_fatos
    Set Gorevlisi
    Set Gorevlisi

    Kadın
    Mesaj Sayısı : 832
    Yaş : 36
    Nerden : izmir
    Ruhsal Durumum: :
    Durumum: :
    Katılımı : :
    5 / 1005 / 100

    Takımı :
    Kayıt tarihi : 05/04/08

    Geri: Kaybolan Yıllar

    Mesaj tarafından mat_fatos Bir Perş. Mayıs 22, 2008 3:12 pm

    17. bölüm

    Zenan fısıldaşmalar duydu. Birileri konuşuyordu. Gözlerini açmaya çalıştığında şakağına müthiş bir ağrı saplandı. İnleyerek kendini yine bıraktı. Bir şeyler yapması, uyanması gerektiğini hissediyordu, ama hiçbir şey yapamayacak, hatta düşünemeyecek kadar yorgundu. Kendisini yeniden uykunun kollarına bıraktı.

    Tekne artık sallanmıyordu. Fısıldaşmalar da yoktu. Zenan göz kapaklarını zorlukla oynatarak gözlerini açtığında kendini suatın kollarında buldu. Konuşmak istedi ama ağzının içi kupkuruydu. Dilini bir türlü oynatamadı. Birden kendisini çok kötü hissetti. Kusacağını zannetti. Başını arkasındaki yastığa bırakıverdi. Üzerine doğru eğilen suata baktı.
    Z: suat
    S: konuşmak için kendini zorlama.
    Z: Batuhan… nerede?..
    S: iyi o. Yatağında…uyuyor.
    Zenan gözlerini iyice açıp suata dikkatle baktığında birden korkuya kapıldı. Suatın üstünde takım elbise vardı. Teknede!
    Gözlerini çevresinde dolaştırdı. Teknenin kamarası değildi burası! Yoo, bu mimkün değildi! Avaz avaz haykırmak istedi. Burası suatın istanbuldaki evinin yatak odasıydı. Rüya görüyordu herhalde. Gözlerini kapatıp tekrar açtı. Değişen bir şey olmadı…
    Suat tepesinde bir bardak suyla dikiliyordu.
    S: iç şunu kendini daha iyi hissedeceksin.
    Kolunu zenanın omzuna dolayıp kalkmasına yardım etti ve bardağı dudaklarına dayadı. İtiraz edemeyecek kadar zayıf durumdaki zenan suyu bir dikişte bitirdi. Suat geri çekilirken zenan başını yine yastığa bıraktı. Beyni karıncalanıyor, uyuşuyordu.
    Bu bir kabus olmalıydı. Başka açıklaması olamazdı. Az sonra uyanacak bunun bir rüya olduğunu anlayacaktı. Derin derin nefes aldıktan sonra yatakta doğruldu. Ama kabus falan görmüyordu. Suat birkaç adım ötesinde ona bakıyordu.
    S: şimdi daha iyisin herhalde.

    Zenan kendini nasıl hissettiğini bilmiyordu bile. Bildiği tek şey yüreğini sıkıştıran buz gibi bir korkuyla karışık öfkeydi. Suat onu buraya nasıl getirmişti? Bir dakika! Suat verdiği kolada bir şeyler vardı. Boşuna bana uykumun gelip gelmediğini sormamıştı.
    Z: seni namussuz!
    S: zenan böyle konuşma, beni dinle önce
    Z: neyi dinleyeceğim, haa! Sen beni ve oğlumu kaçırdın.
    S: o benimde oğlum.
    Z: hayır! O benim anladın mı?... sadece benim.
    S: zenan durumu daha da karıştırmada beni dinle1
    Z: sen… sen… sen kendini ne sanıyorsun! Bizi kaçırdığını elanın anlamayacağını mı? Şimdi çoktan polise gidip bizi kaçırdığını söylemiştir bile!
    S: öyle bir şey olmayacak. Sen elaya durumların çok iyi olduğunu, pikniğin çok güzel geçtiğini ve barıştığımızı anlatan bir mesaj çektin ve telinide uzun bir süre rahatsız edilmemek için kapalı tutacağını söyledin.
    Z: hayır ben böyle bir şey yazmadım
    S: ama ben yazdım.
    Z: bütün bunları baştan beri planlamıştın
    Zenan suata karşı ilk defa zafer kazandığını zannederken korkunç bir kapana kısıldığını şimdi anlıyordu.
    S: elbette.
    Suat ile birlikteyken dizginlerin her zaman onun elinde olduğunu nasıl da çabuk unutmuştu! Ela baştan beri haklıydı. Suata güvenmekle aynı hatayı tekrarlamıştı işte…
    Z: sen delisin, suat. Çılgının, manyağın birisin…. Yarın, öbürdün en fazla iki hafta sonra batuhanı alıp buradan gideceğin aklına gelmiyor mu hiç?
    S: sen belki gidebilirsin, ama Batuhan burada benimle kalacak. Deli olduğumu düşünebilirsin,ama bana başka bir çare bırakmadın. Evlenelim dedim kabul etmedin. Ben oğlumla birlikte olmak istiyorum. Onu korumak, onun büyüdüğünü görmek istiyorum.
    Durumun kötülüğünü anlayan zenan korkuyla ürperdi.
    S: sen üşüyor musun?
    Z: bundan sana ne?
    S: istersen bir duşa girip üstünü değiştir. Neredeyse iki gündür üzerinde aynı kıyafetler var
    Zenan onu öldürebilirdi. Ama öfkesini ona belli etmemesi gerekiyordu.
    Z: bugün günlerden ne?
    S: pazartesi akşamı…. Giderken bıraktığın kıyafetler dolapta, üzerine uyan bir şeyler bulabilirsin
    Z: önce batuhanı görmek istiyorum.
    S: nazoşla birlikte az önce uyuttuk…. Asıl bakıma ihtiyacı olan sensin
    Z: lütfen, batuhanı görmek istiyorum. Nerede o?
    S: senin eski odanda. Daha sonra görürsün. Önce bir duşa gir kendine gel.
    Z: tamam. Ben duştayken ona iyi bak.
    S: Allah aşkına, zenan. O senin olduğu kadar benimde oğlum. Tabi ki ona iyi bakıcam. Onu bende seviyorum. (suat içinden senide diye geçirdi). Biliyor musun? Beni terk ettiğinde günün birinde bunun intikamını senden alacağıma yemin etmiştim.
    Z:bunları bırakalım artık,suat. Geçmiş geçmişte kaldı.
    S: pekala. Şimdi bana leventin kim olduğunu söyleyecek misin? Ne kadar yakınsınız birbirinize? Aranızdaki ilişki ne boyutta?
    Z: bundan sana ne? Seni neden ilgilendiriyor ki.
    Suat zenanın kolunu sıkarak
    S: hemen söyle.
    Z: aramız gayet iyi.
    S: allahım! Sen nasıl böyle bir insan oldun, zenan! Beni tiksindiriyorsun
    Z: madem bu kadar tiksiniyorsun, neden ilaçla uyutup buraya getirdin?
    S: batuhanın sana ihtiyacı var. Yoksa seni öldürebilirdim bile.
    avatar
    mat_fatos
    Set Gorevlisi
    Set Gorevlisi

    Kadın
    Mesaj Sayısı : 832
    Yaş : 36
    Nerden : izmir
    Ruhsal Durumum: :
    Durumum: :
    Katılımı : :
    5 / 1005 / 100

    Takımı :
    Kayıt tarihi : 05/04/08

    Geri: Kaybolan Yıllar

    Mesaj tarafından mat_fatos Bir Perş. Mayıs 22, 2008 10:30 pm

    18. bölüm

    Tartışmalarını ardından 1 saat geçmişti. Banyoya geçip üstündekileri çıkardı. Zenan kahkahalarla duşa girdi. Ama kahkahalar az sonra sinir krizine dönüşmüştü. Gözlerinden sicim gibi yaşlar akıyordu. Hayatında kendisini hiç bu kadar çaresiz hissetmemişti.
    Sıcak suyu biraz daha açtı. Duş kabini buharla dolarken gözlerini kapatıp başını arkaya attı ve gözyaşlarını suya akıttı. Keşke kendisini bu kadar zayıf ve halsiz hissetmeseydi. Ama o kadar verilen uyku ilacının kendisini böyle hissetmesi doğaldı.
    Zenan iki kişilik duş kabininin kapısının açıldığını duymadı. Ama bir elin omuzlarını kavradığını hissetmesiyle irkilmesi bir olmuştu. Bu elin verdiği hissi uykusunda bile olsa tanırdı. Bu suattan başkası değildi.
    S: sırtını sabunlamaya geldim
    Z: çık buradan!
    Suat onun dudaklarına eğildi. Zenan ne yapacağını şaşırdı. Suata vurmaya başladı. Ama o kadarda kuvveti yoktu.
    Z: çık dışarı
    S: çıkmamı istemiyorsun, zenan.
    Z: istiyorum.
    S: ne istiyorsun, zenan? Beni mi, yoksa dışarı çıkmamı mı?
    Z: dışarı çıkmanı.
    S: bunu kalbinden söylemiyorsun.
    Suat zenanı çok iyi tanıyordu. Zenan bunu kalbinden söylemiyordu.
    Suatın öpmesiyle zenan ona karşılık vermeye başladı. Gerisi +18 (malum 18 den küçükler var aramızda)
    Suatın kolları zenanı sımsıkı sardığında yine eski günlerdeki gibi sevgili olduklarını zannetti.ama yavaş yavaş beynindeki sis dağılmaya başladı. Bir daha asla eskisi gibi olamayacağını biliyordu.
    S: iyi misin?
    Z: saldırıya uğrayan bir insanın iyi olabileceğini düşünüyorsan, evet iyiyim.
    Zenan duştan çıkmak istedi ama suat kolundan tutup buna engel oldu.
    S: saldırıya falan uğramadın. Yine beni suçlamaya kalkma, çünkü işe yaramayacak. Bunu sende en az benim kadar istedin, sakın unutma.
    Ama zenanın bunu itiraf etmek gibi bir niyeti yoktu.
    S: neden dürüst davranmıyorsun? Benden ne kadar nefret edersen et, hala beni seviyorsun. Yoksa bir kadından dürüst davranılması beklenmez mi?
    Z: ah, anlıyorum! Bir kadını kaçırmak, çocuğunu çalmak, kadını baştan çıkartmak dürüstlük sayılıyor herhalde!
    Suat bıkkın bir ifadeyle parmaklarını saçlarının arasından geçirdi.
    S: Allah aşkına, zenan! Az önce seviştik seninle, bu kaçınılmazdı. Birbirimize duyduğumuz arzu, tutku, sen ne dersen de, hiç yok olmadı. Bunu sende biliyorsun. Bu konuyu bir an önce halledersek, oğlumuzun geleceğini oturup ciddi bir biçimde konuşuruz.
    Z: benim oğlum o! Bir sakıncası yoksa giyinip onu görmek istiyorum.
    S: boşuna direnme zenan. ne kadar inkar etmeye çalışırsan çalış, Batuhan bizim oğlumuz ve burada kalıcak.
    Z: iki haftalık tatil demiştin. İki hafta sonra buradan gideceğiz!
    S: yalan söyledim. Hiçbir yere gitmeyeceksiniz. Allah isterse, dokuz ay sonra batuhana bir kardeş gelecek.
    Şaşkınlıktan zenanın ağzı bir karış açık kalmıştı. Suat onun haline gülerek baktı.
    S: ağzını kapat, yoksa sinek düşecek.
    Z: seni alçak! Özellikle yaptın bunu!
    S: geçen sefer Dubai de bir tek seferde başarmıştık bunu. Bu sefer neden olmasın?
    Bu ihtimal zenanın aklına bile gelmemişti. Bir çocuk sahibi daha olma düşüncesinin verdiği keyfi aklından çıkarıp attı. Suata bu zevki tattırmayacaktı.
    Z: duşta yapılan öylesine bir sevişmeden, çocuk sahibi olunmaz.
    S: yapma, zenan. Sende bende doktoruz. Bunun olabileceğini ikimizde biliyoruz. Kimi kandırmaya çalışıyorsun sen?
    Zenan bir an gerçeği söylemeyi düşündü. O da batuhana bir kardeş istiyordu. Ama bunu suata söylemeye hiç niyeti yoktu. Omuzlarını dikleştirdi. Konsolun çekmecelerini açıp iç çamaşırlarını aramaya başladı.
    S: ne o, cevap vermeyecek misin, zenan? Verecek cevap bulamamak hiç sana göre bir davranış değil.
    Z: geçmiş geçmişte kaldı. Ne söylememi istiyorsun? Şimdi, eşyalarımın nerede olduğunu söyler misin bana?
    S: bu odaya taşıttırdım. Hepsi şu dolapta asılı.
    Zenanın kafası karıştı. Eşyaları bu odaya taşındıysa kendisinin nerede uyuyacağı bekleniyordu acaba? Bir şey söylemeden gidip dolabı açtı. İki yıl önce bıraktığı kıyafetlerin hepsi karşısındaydı. Ama suatın konuyu kapatmaya niyeti olmadığı belliydi.
    S: geçmiş ikimiz içinde geçmişte kalamaz. Çok güzel bir oğlumuz var, ileride kardeşleri de olacak.
    Z: benim için geçmişte kaldı. Bugüne gelirsek, şayet hamile kalırsam levent ile senin gidip kan testi yaptırmanız gerekecek.
    Suat bunu hak etmişti. Şimdiye kadar her şeyin kendi kontrolünde olduğunu sanıyordu. Her şeyin planladığı gibi gitmeyeceğini öğrenmesi gerekiyordu. Ama suat gülmeye başlayınca zenan şaşırdı.
    Z: durumu komik bulduğuna sevindim. Ama dokuz ay sonra komik olmaktan çıkabilir.
    S: iyi bir denemeydi, zenan. Bir saat önce sana inanabilirdim. Ama Batuhan çok küçük olmasına rağmen çok akıllı bir çocuk.
    Z: o kadar küçük bir çocuğu sorguya mı çektin?
    Suat yaklaşıp onun tam karşısında durdu.
    S: buna lüzum kalmadı. Duşa gelmeden önce ne yaptığına bakmak için onun odasına uğramıştım. Her şeyi anlatmayı çok seviyor. Kendisinin seninle, levent amcasının da elayla uyuduğunu söyledi. Yoksa bu durumda duşa bile gelmezdim
    Zenan kendisini aptal gibi hissetti.yanaklarının kızardığını hissediyordu. Gözlerini kaçırıp konuyu değiştirdi.
    Z: benim bir şeyler içmem lazım. Midem berbat.
    Ama midesinin nedeni duyduğu sinir ve utançtandı. Tam yanından geçecekken suat bileğinden yakaladı.
    S: bu kadar acele etme, zenan.
    Z: bırak beni.
    S: olmaz.
    Zenan bir zamanlar delice sevdiği, çocuğunu doğurduğu adama uzun uzun baktı. Kendisini ikinci defa kandırmasına nasılda ikinci defa izin vermişti.
    Z: bırak beni, suat.
    S: asla! 2 yıldır benden kaçtığın yeter artık. Buna bir daha asla izin vermiyeceğim.
    Z: ne istiyorsun?
    S: oğlıumuz için iki yıl önce bıraktığımız yerden devam etmek, yada batuhanı bana bırakıp buradan git.
    Z: bana fazla sçenek tanımıyorsun.
    S: başka şansın yok.
    Z: ama…
    S: düşün bunu, bende bu arada giyineyim.
    Z: ama…
    S: ama filan yok artık, zenan. Papağan gibi hep aynı sözü tekrarlamaya başladın.
    Z: A…
    Zenan neredeyse gene aynı kelimeyi tekrarlıyordu. Bu arada suat giyinmeye başlamıştı.
    Z: Batuhan nerede? Onu görmek istiyorum.
    S: dedim ya. Senin eski yatak odanda. Unutmadan fazla gecikme biraz sonra yemek yiyeceğiz
    avatar
    mat_fatos
    Set Gorevlisi
    Set Gorevlisi

    Kadın
    Mesaj Sayısı : 832
    Yaş : 36
    Nerden : izmir
    Ruhsal Durumum: :
    Durumum: :
    Katılımı : :
    5 / 1005 / 100

    Takımı :
    Kayıt tarihi : 05/04/08

    Geri: Kaybolan Yıllar

    Mesaj tarafından mat_fatos Bir Perş. Mayıs 29, 2008 6:18 pm

    19. bölüm

    Zenan odaya girdiğinde doğruca yatağın yanına koşup uyuyan oğluna baktı. Küçücük koluyla sarıldığı oyuncak ayıyla yatarken öylesine rahat ve huzurlu uyuyordu ki… zenan eğilip onu anlından öptü. Oğlu hafif bir sesle bir şeyler mırıldandı, ama uyanmadı. Zenan onu seyretmeye devam etti. Aklı ve yüreği karmaşık duygular, düşüncelerle altüst vaziyetteydi.
    Batuhan mutlu, neşeli bir çocuktu. Annesinin neler yaşadığından habersizdi. Aslında böylesi daha doğruydu. Zenan, suata ne kadar kızarsa kızsın, kaderin oynaığı bu oyuna ne kadar isyan ederse etsin, batuhanın bunları hissetmemesi gerektiğini biliyordu. Annelik içgüdüsü, kendi ödeyeceği bedel ne olursa olsun, batuhanın anasıyla babasının kavgasını hissetmemesi gerektiğini biliyordu.
    Başını kaldırdırıp etrafına dikkatle baktığında gözleri irileşti. Bir zamanlar gelecek misafirler için gayet şık döşenmiş oda, çocuk odası haline getirilmişti. Krem rengine boyanan duvarlar Walt Disney karakterleriyle süslüydü. Pencerenin önünde koca bir oyuncak sepeti vardı. Zenan, suatın yaptığı bu planın boyutlarını daha yeni yeni anlıyordu…
    Saatlerdir, günlerdir, hatta haftalardır, korkunç bir kabus yaşamıştı. Oğlunun kaçırıldığı günden şu ana kadar yaşadıklarının hepsi bu kabusun bir parçasıydı.
    Bu oda… bu çocuk odası… tekne gezisi… suat ilk dakikadan beri her şeyi en ince ayrıntısına kadar planlamıştı demek. Batuhanın oğlu olduğunu anladığı anda harekete geçmişti. Batuhana yeniden kavuşunca aklı başından giden zenan, suatın her söylediğine inanmıştı. Oğlunu almak için bir şey yapmayacağını söylediğinde, bir kadın olarak onunla ilgilenmediğini ima ettiğinde, bütün bunlara inanmıştı.
    Z: allahım, ne kadarda salağım!
    Dedi kendi kendine. Olgun bir yetişkin gibi davrandığını, oğlu için doğru olanı yaptığını düşünüp kendi kendisini tebrik ederken, suat yaptığı planı uygulamakla meşguldü.
    Zenan on dakika kadar sonra merdivenlerden aşağıya indiğinde kendini birden nazoşun kolları arasında buldu. Yaşlı kadın gözyaşları içinde ona sarılırken bir yandan da hızlı hızlı konuşuyordu.
    N: benim zavallalı yavrum! Suat , o korkunç kötü kadının çacuğunu çaldığını söylediğinde inanmak istemedim. Ama bana gazeteyi gösterince hüngür hüngür ağlamaya başladım. Neyse, Allaha şükür, suat seni buldu.
    Z: nazoş…
    Zenan bir şey söylemek istedi ama fırsat bulamadı.
    N: bir daha asla üzülmeyeceksin. Kocam ve ben o bebeği hayatımızın sonuna kadar koruyacağız. Hem zaten suatın tuttuğu güvenlik elemanları da çevrede kuş uçurtmuyor. Burada emniyettesiniz.
    Yaşlı kadının gösterdiği sevgi ve sıcaklık zenanı duygulandırdı, ama aynı zamanda midesindeki kasılmanında giderek arttığını hissetti.
    Z: seni yeniden görmek çok güxel nazoş.
    Diye karşılık verdi. Onu yanağından öptü. Bu arada suatın bütün kaçış yollarını kapattığını da anlamıştı.buradan kaçmak için nazoştan yardım isteyemeyeceğinden emindi artık.
    Başını kaldırdığında, suatın salon kapısında onu beklediğini gördü. Yüzünde sakin ama mesafeli bir ifade vardı.
    S: iki hanfendinin gözyaşları içinde kucaklaşması sona erdiyse, çok acıktığımı söylemek istiyorum.
    Zenan ile bir an göz göze geldiklerinde , yüzündeki o mesafeli ifade yerini müthiş bir tutkuya bıraktı. Ama değişiklik sadece bir an sürdü. Suat derhal kendini kontrol etmiş, soğuk maskesini yeniden takmıştı. Zenan midesinin kasılmasını umursamamaya çalışarak onun peşinden salona girdi.
    S: bişey içmek ister misin?
    Z: çok zekisin, suat. Ama evin çevresine bekçiler yerleştirmek… bu kadarı biraz fazla, değil mi?
    Suat omzunun üzerinden ona baktı. Gözleri öfkeden çakmak çakmak plmuştu.
    S: oğlum için hiçbir şey fazla sayılmaz. Sende dahil olmak üzere, kimsenin, hiç kimsenin onu benden uzaklaştırmasına izin vermeyeceğim. Anlaşıldı mı?
    Onun ne kadar kızgın olduğunu anlayan zenan tartışmanın akıllıca bir davranış olmayacağına karar verdi. Başını hafifçe dikleştirip,
    Z: öyleyse bana da biraz şarap koy, buna ihtiyacım var. Bir bir manyak tarafından tehdit edilmek sinirlerimi bozdu da…
    S: manyak mı?... yapma , zenan! Bilinçaltın mı söyletiyor bunları sana. Beklide beni hala sevdiğini söyleceksin de yanlışlıkla dilin sürştü. Gerçekten durumun zor.
    Zenanın öfkeden kıpkırmızı olmasına gülerek arkasını döndü ve bardaklara şarap doldurmaya başladı. Zenan da bu arada “ hemde çok zor durumdayım” diye kendi kendine düşünmeye başladı.
    S: iç şunu. Fazlasıyla çalışan hayal gücünü dizginler, sinirlerini yatıştırır.
    Z: sinirlerim sağlam benim!
    Bu arada zenan yinede bardağı alıp bir yudum içti. Cesaretini toplayıp,
    Z: elaya telefon etmek istiyorum. Beni merak eder.
    Suat şarabını bitirdikten sonra bardağını masaya bıraktı. Soğuk bakışlarla uzun uzun zenana baktı. Havadaki gerginlik elle tutulacak kadar yoğunlaşmıştı.
    S:……
    avatar
    mat_fatos
    Set Gorevlisi
    Set Gorevlisi

    Kadın
    Mesaj Sayısı : 832
    Yaş : 36
    Nerden : izmir
    Ruhsal Durumum: :
    Durumum: :
    Katılımı : :
    5 / 1005 / 100

    Takımı :
    Kayıt tarihi : 05/04/08

    Geri: Kaybolan Yıllar

    Mesaj tarafından mat_fatos Bir Salı Haz. 03, 2008 4:39 pm

    20. bölüm

    S: pekala
    Zenan şaşkınlıktan hiç birşey söyleyemedi. Suatın bunu kabul etmesini hiç beklemiyordu.onun telefonun yanına gidişini izledi. Suat numarayı çabucak çevirdikten sonra konuştu.
    E: alo
    S: ela, benim suat. Nasılsın
    E: sence! Zenanı merak ediyorum. O nasıl?
    S: gayet iyi. Burada. Seninle konuşmayı bekliyor. Kendine iyi bak. Veriyorum.
    E: tamam.
    Telefonu zenana uzatırken
    S: sakın onu telaşa düşürecek bişi deme.
    Zenan telefonu suatın elinden çekti aldı.
    Z: elaaa!
    E: zenan. Nasılsın?
    Z: iyiyim ela. Sen nasılsın
    E: ben iyiyimde sen iyi olduğundan emin misin? Neden bir şey söylemeden gittin. Bu işler bir mesajla olur mu? Seni ne kadar merak ettiğimin farkında mısın?
    Z: özür dilerim ela.
    Aslında zenan bütün gerçeği elaya söylemek istiyordu. Ama bunu yapamadı. Aklından binbir düşünce geçiyordu.
    E: zenan? Zenan, orda mısın?
    Zenan güçlükle yutkundu.
    Z: evet, evet, buradayım, ela. Seni endişelendirdiğim için üzgünüm. Ama ben iyiyim. Batuhan da iyi.
    İnsan yalana bir kere başlayınca devamını getirmesi o kadar da zor olmuyordu. Neşeli bir sesle konuşmaya çalıştı.
    Z: şu kaçırılma olayından sonra Batuhanın da, benimde bir tatile ihtiyacımız olduğuna son anda karar verdim… suat… büyük nezaket göstererek bizi evine davet etti.
    E: nezaket mi? Suat mı? Emin misin?
    Elanın sesi kuşku duyduğunu belli ediyordu.
    Z: evet… iki hafta tatil yapabileceğimizi düşündüm. Peki, sen orda tek başına idare edebilecek misin?
    Ela keyifsiz bir kahkaha atmıştı.
    E: dalga geçiyorsun değil mi? Tabiî ki tek başıma idare edemiyorum. Allah tan sezeni işe almışız. Onun çok büyük yararı var. Ama sen endişelenme. Tatilinin keyfine bak.
    Z: tamam hayatım. Kendine dikkat et. Seni daha sonra gene ararım. Sende beni bu numaradan arayabilirsin. Görüşürüz.
    E: sende kendine ve batuhana dikkat et. Sizi çok seviyorum. Görüşürüz.
    Telefon nihayet kapandığında ela bu ani tatil fikri yüzünden endişelenecek bir şey olmadığına ikna olmuştu.
    S: çok aklı başında davrandın.
    Zenan tam ters bir şey söyleyecekti ki, nazoş yemekleri içeri getirdi.
    Yemek çok gergin bir havada yendi. Her ikiside nazoşun hazırladığı birbirinden nefis yemeklerin keyfini çıkaramadılar. Zenan durmadan konuşuyor, oğluyla birlikte gitmek istediğini söylüyordu. Suatı ikna etmeye çalışıyordu. Oysa suat böyle bir şeyin olmayacağını tekrarlamakla yetiniyordu.
    Z: hadi suat yapma. Bana biraz sevgin varsa? Lütfen bırak bizi gidelim.
    zenan içinden kendi kendine kızım aptalsın sen sana sevgisi olsa neden sana bu kadar acı çektirsin diye geçiriyorduki tam bu sırada da suata bişeyler olmuştu.
    Sevgi sözcüğü suatı bir an dehşete düşürmüştü. Ne yapacağını bilemedi.
    S: pekala zenan. ama 2 hafta ikinizinde burada kalmasını istiyorum. Bırakta 2 hafta oğlumla beraber vakit geçirebileyim. İki yılın boşluğunu iki haftaya sığdırmak istiyorum. Benim hakkım bu . oğlumla vakit geçireyim.
    Zenan suatın söylediğini çok haklı buldu. Tam ona bunu söyleyecekken birden aklına Batuhan la kendisinin bu adam tarafından kaçırıldığı geldi. Sinirleri tepesine çıkmıştı gene. Ama bir şey yapmadı. Suatı alttan almalıydı. Onun söylediklerini yapmalıydı. Onun huyuna gitmeli onu kızdırmamalıydı. Nede olsa hafta daha suata katlanacaktı. Bunu yapabilirdi. Suata anlaştık dercesine yaklaştı. Tam elini uzatacakken birden ne olduysa içinden suata sarılmak geldi. Ve sarıldı da. Suat böyle bir tepki beklemiyordu. Ama içten içe buna çok memnun olmuştu. Zenan ona isteyerek sarılıyordu. Uzun uzun zenanın kokusunu içine çekmişti. Onu nasılda özlemişti. İçinden dua etti.
    S: allahım, nolur yardım et. Yanımdan hiç gitmesinler. İkisinide çok seviyorum.
    Z: bir şey mi dedin?
    S: yooo, hayır.
    Z: iyi.
    Ve birbirinden ayrıldılar. Zenan da ne yaptığını ayrıldıktan sonra anlmıştı. Suatı ne kadar özlediğini de anlamıştı. anlamıştı ama acımak yoktu. iki hafta sonra gidecekti.

    not: geçen bölümün yorumları çok azdı daha fazla kişiden yorum istiyorum. bu sefer beddua etmicem sizlerden daha kötüsü geldi. aqma yorum istiyrem yorum!!!....

    avatar
    mat_fatos
    Set Gorevlisi
    Set Gorevlisi

    Kadın
    Mesaj Sayısı : 832
    Yaş : 36
    Nerden : izmir
    Ruhsal Durumum: :
    Durumum: :
    Katılımı : :
    5 / 1005 / 100

    Takımı :
    Kayıt tarihi : 05/04/08

    Geri: Kaybolan Yıllar

    Mesaj tarafından mat_fatos Bir Çarş. Haz. 11, 2008 9:19 pm

    21. bölüm

    Zenan bu konuşmanın ve böyle bir duygu yüklemesinin ardından sonunda yorgun düştü. Kahvesini bitirir bitirmez
    Z: ben nerede yatacağım?.. batuhanın odasında onunkinden başka yatak yok
    S: benimle tabiî kii.
    Zenanın kalbi sıkıştı. Hissettiği duyguyu umursamamaya çalıştı. Sonunda titrek bir sesle
    Z: hayır
    S: o oda batuhanın.
    Zenan öfkelenmeye başlamıştı artık. Suatın koluna yapışarak
    Z: batuhanın bana ihtiyacı var. ( zenanın gözleri dolmaya başlamıştı.) o daha çok küçük bir bebek!
    S: sana ihtiyacı olabilir, ama annesiyle aynı odada yatmayacak kadar büyüdü artık. Ama tam tersine ben bu fikri çok cazip buluyorum.
    Z: be… beni zorlayamazsın.
    S: seni zorlaya bilirim… ama umarım buna gerek kalmaz. Çünkü seni oraya zorla taşımam gerekse bile benimle aynı yatakta yatacaksın. Tartışma yok.
    Sonra eğilip zenanı öptü. Zenan, suatın öpüşündeki yumuşaklık ve şefkatle kendinden geçti. Suat onu ensesinden tutarken sanki Allahın sunduğu şerbeti içiyormuş gibi kendinden geçiren bir tatlılıkla dudaklarını öpüyordu. Zenan ne yaptığının bile farkına varmadan ellerini onun göğsünün üstüne koydu. Suat başını yavaşça kaldırıp onun yüzüne baktı.
    S:öte yandan… istemediğin sürece sana dokunmayacağıma söz veriyorum, zenan. o yatak iki kişi için fazlasıyla geniş.
    Z: sana güvenmiyorum.
    Zenan az önceki öpüşmenin etkisinden hala kurtulamamış, gözlerini ondan ayıramıyordu.
    S: istersen aramıza yastık koyabilirsin.
    Z: yastık mı? Bugün öğlen olanlardan sonra mı? Seni yastığın engelleyeceğini hiç sanmam.
    S: bugün öğlen … ne demiştin… ah, evet, hatırladım, ayak üstü seks demiştin!
    Zenan bir anda kıpkırmızı kesildi.
    S: bana kalırsa duştaki sevişmemiz esas olarak iç boşaltmaydı. Birbirimize duyduğumuz hiddeti ve kırgınlığı açıkça ortaya koymamız , içimizi boşaltmamız gerekiyordu. Ayrıca, birbirimizi hala eskisi kadar isteyip istemediğimizi anlamanın yoluda bundan geçiyordu. Böylece kafamızı bunlarla meşgul etmek yerine oğlumuza iyi bir gelecek hazırlamak için ne yapmamız gerektiğini düşünebiliriz.
    Zenan ondan uzaklaşmak için bir adım geri çekildi. Bu adam her zaman haklı çıkmak zorundamıydı. Haksızlıktı bu!
    Z: şimdi böyle söyleyebiliyorsun ama beni baştan çıkartmak için epey gayret sarfettin!
    S: doğru…. Haydi gel, zenan.
    Suat omzuna sarılınca zenan birden irkildi. Ama suatın eli onun omzunu hafifçe sıkmakla yetindi. İnsanı rahatlatan, güven veren bir temastı bu. Birlikte salondan çıkıp yatak odasının kapısına geldiler. Suat elini zenanın omzundan çekti.
    S: endişelenmen için hiçbir neden yok … git yat. İstemediğin sürece sana dokunmayacağımdan emin olabilirsin.
    Suat istanbula geldiklerinden beri ilk defa ona böyle sevgiyle bakıyordu. Zenan söyleneni yapmaktan başka çaresi olmadığını biliyordu. Suata ya inanmak yada onunla kavga etmek zorundaydı. Bugüne kadarki hiçbir kavgalarında galip çıkamamıştı. Hele şimdi bu kadar yorgun, kafası bu kadar karışıkken…. İnanmak zorundaydı…

    Zenan oğlunu seyrederken aradan ne kadar zaman geçtiğini fark etmedi bile. Birkaç dakikada olabilirdi, birkaç saat de… ama birden, suatın odaya gelmeden uyuması gerektiğini hatırladı.
    Hızla odaya koşup yatmaya hazırlandı. Tuvalet masasının aynasından kendisine baktığında gördüğü hiçte hoşuna gitmedi. Çekmecelerden birinde bulduğu sadece bir gecelikti. İki yıl öncesine, suata güzel görünmenin kendisi için önem taşıdığı döneme aitti. İnce askılı beyaz bir gecelikti bu. Ama şansı yaver giderse suat onu böyle görmeyecekti. Bir an önce yatağa girip uyursa ve suat uyanmadan kalkıp üstünü değiştirirse… kimi kandırıyordu sanki? Kendisini mi?
    Bu şartlarda uyuması mümkün değildi. Hayatı alt üst olmuştu. Ne yapacağı konusunda hiçbir fikri yoktu. Yapabileceği bir şey mutlaka olmalıydı… ama ne?
    Uzun uzun esnedi. Bildiği tek bir şey vardı. Ne olursa olsun , oğlunu asla bırakmayacaktı. Batuhanın geçen ay kaçırılması sırasında yaşadığı acı tecrübeden bunu gayet iyi öğrenmişti. Neye mal olursa olsun, hayatını vermeside gerekse, ruhunu şeytana satması da gerekse, oğlundan vazgeçmeyecekti. Oğluyla kıyaslandığında gurur, para , kariyer gibi şeylerin hiçbir anlamı yoktu. Hayatın gerçeğinin aile olduğunu nihayet anlamıştı, başka hiçbir şey önemli değildi.
    Zenan göz kapaklarının ağırlaştığını hissetti. Peki, buna gerçekten inanıyorsa, neden bir şey yapması gerekiyordu ki? Batuhan güvendeydi ve seviliyordu. Kendiside güvendeydi; sevilmiyorsa bile, en azından arzulanıyordu. Bir çok evlilik bu kadarcık bir temele bile sahip değildi. Asıl mesele, suatın ona evlenme teklif etmemesiydi. Gözleri yavaşça kapandı.
    Suatın odaya girdiğini, yatağın yanında durup kendisini seyrettiğini görmedi. Saçlarını okşadığını hissetmedi. Yanağına hafifçe dokunan dudakların temasını fark etmedi. Geniş yatakta öteki tarafına dönüp uyumaya devam etti.


    avatar
    mat_fatos
    Set Gorevlisi
    Set Gorevlisi

    Kadın
    Mesaj Sayısı : 832
    Yaş : 36
    Nerden : izmir
    Ruhsal Durumum: :
    Durumum: :
    Katılımı : :
    5 / 1005 / 100

    Takımı :
    Kayıt tarihi : 05/04/08

    Geri: Kaybolan Yıllar

    Mesaj tarafından mat_fatos Bir Paz Haz. 15, 2008 10:52 pm

    22. bölüm

    Zenan bembeyaz, buz gibi duvarların arasına sıkışmış, soğuktan titriyordu. O kadar sessiz bir yerdeydiy ki, kalp atışları beyninde yankılanıyordu sanki. Uykusunda inleyerek başını iki yana savurmaya başladı.
    Z: hayır, hayır!
    Diye haykırdı, ama dudaklarından hiç ses çıkmadı. Beyazlar içinde üzerine doğru gelen adama dehşetle baktı. Adam yaklaştıkça odanın duvarlarıda üzerine geliyordu. Az sonra sıkışıp boğulacaktı.
    Ama bir yandan, bir şekilde, bunun kabus olduğunu olduğunu, Batuhan kaçırıldığından beri belli aralıklarla gördüğü bir kabus olduğunu biliyordu. Yine de bu seferki hepsinden kötüydü. Sislerin arasındaki adamın tam karşısında durduğunu gördü. Sürekli şekil değiştiriyordu. Önce kumral, sonra esmer, sonra yine birden bire kumral bir adam oluveriyordu. Adamın ağzını açtığını gördü ve buna dayanamayacağını hissetti. Ne söyleyeceğini biliyordu.
    Z: hayır! Hayır! Batuhan… olamaz! Hayııır!........ lütfen, lütfen…..
    Diye haykırdı. Hıçkırıklarla sarsılmaya başladı. Gözlerini açmaya çalıştı. Sonra uzaktan gelen o sesi duydu.
    - tamam, tamam, sevgilim. Ağlama… Batuhan güvende. ( ses, sıcak ve sevgi doluydu). İkinizde güvendesiniz. Bir daha hiç kimse size zarar veremeyecek.
    Zenan içini ısıtan bu sesin kaynağını bulmaya çalıştı. Yüzünü sıcak, çıplak erkek tenine bastırırken koluylada beline sımsıkı sarıldı. Çok korkmuştu, ama kocaman sıcak bir el saçlarını okşarken, diğeride yatıştırmak istercesine sırtında geziniyordu. Güven veren bu kolların arasına biraz daha sokuldu. Başanı geniş bir göğsün üzerindeydi. Hıçkırıklarını bastırmak için derin bir nefes aldı ve gözlerini açmaya çalıştı. Kulağının içinde duyduğu tok kalp atışlarının sesiyle yeniden uykuya daldı.
    Bu sefer ne korku vardı ne de kabus; sadece yanağında dolaşan sıcak dudakların teması…. Başını arkaya doğru attı ve o dudakları kendi dudakları üzerinde buldu.bu dudaklar aynı zamanda fısıldıyordu.
    - güven bana, sen de, Batuhan da artık güvendesiniz. Bundan sonra hep böyle olacak.
    Zenanın duymak isteği, inanmak istediği de buydu zaten. Ve ona inandı. Belli belirsiz bir inilti ile ağzını açarken o boğuk ses fısıldamaya devam etti.
    - öyle güzelsin ki… çocuğumun annesisin, hem de…
    Zenan artık korkmuyordu. Sevgilisinin kolları arasında güvende olduğunu biliyordu. Elleriyle onun göğsünü okşamaya başladı. Bu bir rüyaydı, ama o kadar güzel bir rüyaydı ki, uyanmak istemiyordu.
    Rüyadaki sevgilisi onun üzerindeki geceliğin askılarını indirdi. Falan filan kısmı yavaş yavaş başladı ( bebişlerde okuduğundan bu kısımları yazamıyorum anlayın artık). Zenan bu dokunuşlardan zevk alıyordu. Yaşadığı kabustan sonra gördüğü bıu rüyadan ömür boyu uyanmak istemiyordu…. Ama bu bir rüya değildi!
    Zenan birden gözlerini açtı. Suat onun üzerine eğilmiş boğuk bir sesle
    S: emin misin?
    Diye soruyordu. Zenanın kafası karıştı.
    Z: suat… suat, bence…
    S: artık düşünme, kendini duygularına teslim et, sevgilim. Suat konuşurken bir yandanda zenanı öpüp okşuyordu) seni yeniden yatağımda bulacağım gecelerin hayaliyle yaşadım hep. Sabaha kadar hep bunun hayalini kurdum. Seni ne kadar özledim… sen her zaman benimdin zenan. her zaman da benim olacaksın.
    Ve zenanı öpmeye devam etti.
    Kendinden geçen zenan, suatın haklı olduğunu düşündü. Şimdiye kadar sadece tek bir erkeği sevmişti, bundan sonrada sadece onu seveceğini biliyordu. Düşünmekten vazgeçip kendini suatın kollarına bıraktı.
    Aradan ne kadar zaman geçtiğinin farkında değildi..ama suatın kolları arasında, birbirlerine sarılmış yatarken, ne yaptığını yavaş yavaş fark etti ve birden dehşete kapıldı. Yoksa bilinç altında yeniden hamile kalma isteğimi vardı? Kendinden iğrenerek ürperdi. Suat onun ürperdiğni hissedince sırt üstü dönüp pikeyi üzerlerine çekti. Kolunu zenanın omuzlarına doladı.
    S: endişelenme zenan. birkaç güne kadar evleneceğiz.
    Suatın sesinde kendinden emin bir ifade vardı. Zennan birden dirseğinin üzerinde doğrulup suata döndü. Kendinden bu kadar emin, bu kadar kibirli davranmaya ne hakkı vardı?
    Z: asla!
    Dedi hırsla. Şafağın ilk ışıkları odayı aydınlatmaya başlamıştı.
    S: seni de, oğlumu da istiyorum, az önce olanları da düşünecek olursak, evlenmekten başka bir çare göremiyorum.
    Z: ne yani? Sırf seninle seviştim diye seninle evleneceğimi mi sanıyorsun?
    zenan hiddetten kıpkırmızı olmuştu.
    avatar
    mat_fatos
    Set Gorevlisi
    Set Gorevlisi

    Kadın
    Mesaj Sayısı : 832
    Yaş : 36
    Nerden : izmir
    Ruhsal Durumum: :
    Durumum: :
    Katılımı : :
    5 / 1005 / 100

    Takımı :
    Kayıt tarihi : 05/04/08

    Geri: Kaybolan Yıllar

    Mesaj tarafından mat_fatos Bir Perş. Haz. 19, 2008 6:20 pm

    23. bölüm

    Suat gülerek onu kendisine doğru çekti. Mırıldanarak zenana bir şeyler söyledi. Zenan onun kolları arasından kurtulmak için çırpınmaya başladı. Ama bu hareketin suatı tahrik etmekten başka bir şeye yaramadığını görünce vazgeçti.
    S: hadi şimdi uyu. Sabahleyin konuşuruz.
    Zenan sabahleyin dışarıdan gelen çocuk kahkahalarıyla uyandı. Hemen kalkıp pencereye doğru yürüdü. Kocaman bahçe mayıs güneşinde pırıl pırıldı. Nazoşun kocasının sevgisiyle büyüttüğü güller, begoviller, zeytin ağaçları gölgesindeki büyük yüzme havuzu insana huzur veriyordu. Gözü birden havuzun diğer köşesine takılınca yüreği garip bir duyguyla sıkıştı. Üzerinde kolluklarından başka bir şey olmayan Batuhan, Suatın omuzlarındaydı. Babası dizlerini bükerek suya girip çıktıkça Batuhan da başını arkaya atıp kahkahalarla gülüyordu. Zenan hiç acele etmeden duş yapıp üstüne beyaz bir şort ve mavi bir tişört geçirdi. Saçlarını tarayıp şekil verdikten sonra yeniden pencereye gitti. Suat ile Batuhan şimdi havuzun kenarına oturmuş, bacaklarını suya sokmuşlardı. Zenan iç çekerek yatağa oturdu ve ayağına sandaletlerini geçirdi. Saatin kaç olduğunu bilmiyordu. Saat bir yana, birçok bakımdan kendisi içinde çok geç olmasından korkuyordu.
    Batuhanın babasını çok sevdiği, babasının da ona taptığı belliydi. Peki bu durumda oğlunu babasından ayırmaya hakkı var mıydı? Batuhanı alıp manisaya bahçesi bile olmayan evlerine götürmesi doğru muydu? Oysa burası onun yaşındaki bir çocuğun büyümesi için harika bir ortamdı.
    Birde, hiçbir korunma önlemi almadan sevişmenin sonuçlarını düşünmesi gerekiyordu… yoo, dün geceyi düşünmek istemiyordu. Suat onu zayıf bir anında yakalamıştı. Yine de, suatın sevgi dolu okşayışlarını, kendisinin de buna nasıl karşılık verdiğini unutamazdı. Dürüst olmak gerekirse yeniden işinin başına dönmeyi, çocuğunu tek başına büyüten bekar bir anne olmayı gerçekten istiyor muydu? Evet! İşinin başına dönmeyi istiyordu, ama gerisini acaba istiyor muydu? Suat ile bir daha asla görüşmemeyi göze alabilecek miydi?
    Zenan daha fazla düşünmekten vazgeçip odadan çıktı. Holdeki duvar saatine bakınca saatin on iki olduğunu gördü ve utandı. Neredeyse günün yarısını yatakta geçirmişti. Mutfağa girdiğinde nazoş ile karşılaştı.
    N: iyi günler, zenan. suat uykuya ihtiyacın olduğunu, uyandırmamamı söyledi. Batuhanın altını değiştirdik. Babasıyla havuzda oynuyor.
    N: evet, şimdi ne yemek istersin? Bir omlet yapayım mı, yoksa sevdiğin menemenden mi istersin? Suat sizi buraya getirmeden önce domates ve biberlerin tarlada yetişenlerinden şipariş etti. Yoksa sadece bir fincan kahve içip öğle yemeğini mi beklemek istersin?... hadi, otur, kahveni iç de, bu arada düğünü konuşalım.
    Nazoş bir yandan konuşurken bir yandan da mutfakta dört dönüyor, zenanın fincanına kahve koyuyordu.
    N: yapılacak dünya kadar iş var, ama zamanımız da çok az.
    Zenan, suata çok kızmasına rağmen gülümsemekten kendini alamadı. Nazoş heyecen ve mutluluktan yerinde duramıyordu. Anlaşılan, rüyalarının nihayet gerçekleştiğini, bu evin yeniden çocuk sesleriyle dolacağını, mutlu bir ailenin yuvası olacağını düşünüyordu.
    Z: sadece kahve içeceğim nazoş. Şu meseleyi de daha sonra konuşsak, olur mu? Havuza batuhanın yanına gitmek istiyorum.
    Bu cevap nazoşu daha da sevindirmişe benziyordu.
    N: elbette! Hayatındaki iki erkeğide bu kadar çabuk özlemek çok güzel bir şey.
    Zenan onlardan biri özlemek bir yana öldürebilirdi! Hızlı adımlarla havuza doğru yürürken sinirden deli gibiydi. Nazoşa evleneceklerini söylemeye nasıl cesaret ederdi bu adam! Allahım, ya Batuhan ada söylediyse bunu? Yoo, bu kadarına cesaret edemezdi!
    B: anne! Anne!
    Batuhan onu görünce sevinçle zenana doğru koşmaya başladı. Zenan bir anda her şeyi unutup oğlunu kucağına alıp öptü.
    S: günaydın zenan.
    Suatın sesini duyunca ona döndü. Buraya geliş şeklini hatırlayıp hırsla gözlerini ona dikti.
    Z: hangi cesaretle nazoşa düğün hazırlıklarına başlamasını söylersin?
    S: çocuğun yanında olmaz. Burada bekle.
    Suat Batuhanı Zenanın kucağından alıp eve doğru yürüdü. Zenan bir an onun peşinden gitmeyi düşündü. Ama sonra vazgeçti. Konuşmaları gerekiyordu. Burada, açıkta bir yerde konuşurlarsa, konuşmanın onun kollarının arasında sona ermesi ihtimali daha azdı.
    Şezlonglardan birine oturup bacaklarını topladı. Çenesini dizlerine dayayıp gözlerini havuza dikti. Batuhan kaçırıldığından beri onu bir daha asla gözünün önünden ayırmayacağına yemin etmişti. Oysa son iki gündür oğlunu doğru dürüst görememişti bile. Ama Batuhan son derece mutlu görünüyordu.
    S: nerelere daldın, zenan?
    Suatın sesini duyan zenan bir an irkildi. Bir şey söylemiş olmak için konuşmaya çalıştı.
    Z: Batuhan iyi mi?
    S: nazoş yemeğini yediriyor. Sonra da öğle uykusuna yatıracak. Endişelenmene lüzum yok. Sen güneşin ve özgürlüğün keyfini çıkar.
    Z: ne özgürlük ama!
    Suat çok kızmıştı. Ama kendisini tutmaya çalıştığı belliydi. Suattan beklenebilecek bir davranış değildi bu pek.
    S: lütfen zenan. hiç durmadan iğneleyici laflar etmeyi bırakıp sakin bir şekilde anlatacaklarımı dinler misin?
    Z: pekala
    S: seni buraya getirmek için kandırdığımı biliyorum. Meseleyi beklide başka türlü hallede bilirdim, ama çok kızgındım. Hamile olduğunu bana söylemen gerekirdi.
    Z: İstanbulda evi terk ettiğimde beni arayabilirdin, peşimden gelebilirdin. En azından bir telefon edebilirdin!
    S: peki, arasaydım, söyleyecek miydin?
    Z: bilmiyorum.
    S:........
    not: yorum istiyorum. yoksa suatın ne söylediğini yazmıcam ona göre
    avatar
    mat_fatos
    Set Gorevlisi
    Set Gorevlisi

    Kadın
    Mesaj Sayısı : 832
    Yaş : 36
    Nerden : izmir
    Ruhsal Durumum: :
    Durumum: :
    Katılımı : :
    5 / 1005 / 100

    Takımı :
    Kayıt tarihi : 05/04/08

    Geri: Kaybolan Yıllar

    Mesaj tarafından mat_fatos Bir C.tesi Haz. 21, 2008 5:02 pm

    24. bölüm

    Z: bilmiyorum
    S: seni aradım, bulmaya çalıştım.
    Zenan şaşkın bir halde ona baktı. Ama suatın doğru söylediği belliydi.bakışlarından anlaşılıyordu bu.
    S:doğrusunu söylemem gerekirse hemen değil. Son haftalarda çok kavga ediyorduk. Bunu hem gurur meselesi yapmıştım hem de sana çok kızgındım. Bir süre seni aramazsam, aklının başına geleceğini, yine benim her zaman ki tatlı, uysal sevgilim olacağını düşündüm.
    S: bir seminer için amerikaya oradan da ingiltereye geçtim. İstanbula döndüğümde seni görmeyince izmire evine gittim yabancı bir adamla karşılaştım. O dairede oturan kızın cenk adında bir adamla evlendiğini ve balayına çıktığını, başkada bir şey bilmediğini söyledi.
    Z: yoo olamaz… buna inanmış olamazsın!... ama… ama o zeynoydu. Ben seninle kalırken ela ile birlikte o evde oturuyorlardı.
    S: bunu daha yeni öğrendim…. Ama tam anlamıyla delirmiştim. Bulsaydım seni öldürebilirdim.
    Zenanın kafası karmakarışıktı. İzmirde bir hafta daha kalsay, belki de bunca acıyı yaşamak zorunda kalmayacağını düşündü.
    S: herneyse, geçmişi düşünmenin ve konuşmanın bir yararı yok…. Şimdi, bu güne gelelim, tamam mı?
    Suatın yüzündeki gülümseme (hani bizimde hoşumuza giden o hoş gülümsemesi) zenanın yüreğini hoplattı.
    Z: peki.
    S: güzel. Buda bir ilerleme sayılır. Dün geceye gelecek olursak…
    Z: dün geceyi konuşmak zorunda mıyız?
    Suatın sesi bir anda sertleşti.
    S: evet. Dün gece sen kabus görürken seni buraya zorla getirmekle yaptığım hatayı anladım. Yaşadığın şoku hala atlatamadığını bilmiyordum, inan bana, özür dilerim. Ama gecenin diğer bölümünde pişmanlık duyduğumu sanma sakın. Bana karşılık vermen için seni sadece öpmemin bile yeterli olduğunu ikimizde biliyoruz. Ama aynı şey benim içinde geçerli. Seni gördüğüm anda aklım başımdan gidiyor…
    Z: bu sedece cinsellik
    Diye mırıldandı zenan. yalan söylediğini biliyordu. Suata aşıktı, onu seviyordu.
    S: ister cinsellik, ister aşk, sen ne dersen de, birbirimizi delice istiyoruz. Bu durumda evlenmemiz en mantıklı çözüm olacak. Gerekli işlemleri yaptı. Üç gün içerisinde evlenebiliriz.
    Suat için el ele otururken bu teklifi kabul etmek çok kolaydı. Suatın onu sevmediğini biliyordu. Kendisini kandıracak değildi, ama o suata hala aşıktı. Her şeye rağmen onunla evlenebilir başka çocukları da olabilirdi. Birden kafasına başka bir şey takıldı. Tam bunu suata söyleyecekti ki suatta bu sırada konumaya başladı.
    S: hadi, zenan! bırak artık her şeyi. Unut bütün geçmişi. Cevabını söyle bana.
    Zenan suat ile evlenirse hayatının ne kadar kolay olacağını düşünmekten kendini alamadı.
    Z: ama benim bir işim, mesleğim var!
    S: evet. Ama istersen ortaklığı elayla devam ettirebilirsin. Senin yerine ela yanında çalışacak bir doktor daha alabilir. Sende burada çalışır mesleğini bırakmamış olursun. Hem ona da bir iyilik yapmış olursun.
    Zenan suatın haklı olduğunu biliyordu.
    Z: bilemiyorum… sen Batuhan ve beni kaçırdın. Aklı başında bir adamın davranışı değil bu….
    S: çünkü çok korkuyordum.
    Z: sen mi korkuyordun.
    Zenan bu duruma şaşırmıştı. Suat ve korkmak. İşte bu mümkün değildi. Suatın herhengi bir şeyden korkacağını düşünemiyordu bile.
    S: bende insanım zenan. bütün insanlar gibi benimde korkularım, umutlarım var. Televizyonda zenan parlar adını duyup evlenmediğini öğrendiğimde şok yaşadım. Hemen ardından bir oğlum olduğunu öğrendim. Bir an sonrada çocuğumun kaçırıldığını. Hayatımda hiç bu kadar korktuğumu hatırlamıyorum. Beni kandırdığın için sana çok kızdı, ama ikinizi koruyabilmek için bir şey yapamamak beni daha da deliye çevirdi. Sizi görmeye geldiğimde seni tedirgin etmemek için öfkemi bastırdım, belli etmedim.
    Z: beni tedirgin etmemek için mi?
    S: oraya geldiğimde sen hala şoktaydın. Her şey normalmiş gibi davranmana rağmen, batuhanı bir an bile yalnız bırakmıyor, korkudan kendi kendini yiyordun. Bunun böyle devam etmesine izin veremezdim. Çevrendekilerle konuştum. Elayla değil tabiî ki. Onlarda benimle aynı fikirdeydi. Senin bir süre o çevreden uzaklaşmanın kendini toparlamana faydası olacağını düşündüm. Ama sana benimle istanbula, tatile gelmeni teklif etseydim asla kabul etmezdin. Böylece, ben senin yerine karar verdim.
    Z: her şeye bir cevabın var… her zaman kendinden o kadar eminsin ki, bu beni korkutuyor.
    S: seni korkutmak istemiyorum.üstelik iki yıl önce o hatayı yapmasaydım, seninle evlenmeyi reddetmeseydim, bunların hiç birini yaşamayacaktık. Yinede çok geç kalmış sayılmayız. (eğilip zenanı uzun uzun öptü) batuhanın hem anneye hem de babaya ihtiyacı var zenan. ayrıca birbirimizide istiyoruz. Hadi artık kabul et teklifimi.
    Z: peki.
    S: pişman olmayacaksın sana söz veriyorum. Eğer bu durumdan sıkılırsan istediğin zaman boşanabiliriz. Mesleğine devam edebilisin. İstersen dilediğin başka bir iş yaparsın. Ama benim tanıdığı zenan doktorluğa devam eder. Sen bilirsin tabiî kii.
    Z: ne kadar anlayışlısın.
    Zenan onun kolları arasından sıyrıldı. Suatın söylediği “istediğin zaman boşanırız” lafı yüreğini dağladı. Suatın asıl istediği Batuhan dı. Zenan da onun annesi ve iyi bir yatak arkadaşı olduğu için istiyordu, hepsi o kadar.
    Böyle bir evliliğin yürümesi mümkün müydü?

    NOT: hadi buna da kısa deyin de göreyim
    avatar
    mat_fatos
    Set Gorevlisi
    Set Gorevlisi

    Kadın
    Mesaj Sayısı : 832
    Yaş : 36
    Nerden : izmir
    Ruhsal Durumum: :
    Durumum: :
    Katılımı : :
    5 / 1005 / 100

    Takımı :
    Kayıt tarihi : 05/04/08

    Geri: Kaybolan Yıllar

    Mesaj tarafından mat_fatos Bir Cuma Haz. 27, 2008 9:43 pm

    25. bölüm

    Z: ama bu çok saçma suat!
    Düğünden bir gün önce akşam üstü yüzme havuzunun yanındaydılar. Batuhan bir köşede oyun oynuyor, hemen yanındaki şezlongda bikinisiyle güneşlenen zenan da oğluna göz kulak oluyordu.
    S: ama böylede olmaz zenan
    Z: ne olursa olsun, düğün öncesinde geceyi otelde geçirmek istemen saçmalık! Seninle kaç gecedir aynı yatağı paylaşıyoruz. Üstelik birde oğlumuz var. Allah aşkına!
    Zenan gelinliği seçerken de suat ortadan kaybolmuştu. Şimdide düğün arifesinde geceyi otelde geçireceğini söylüyordu.
    Z: şart mı bu?
    S: düğün öncesinde birlikte olmak olmaz. Seninle yarın düğünde görüşürüz.
    Suat tartışmayı uzatmamak için zenanı öptü. Oğlunuda kucağına alıp öptükten sonra valizini alıp arabasına doğru yürüdü.
    Onun arkasından bakan zenanın yüreğinde garip bir sıkıntı vardı. Suatın onu sevmediği endişesine kapılıyordu. Ama iki yıl önce kendisini aradığını bulmaya çalıştığını öğrenince içinde küçük de olsa bir umut ışığı belirmişti. Belki kendini kandırıyordu ama….
    Zenan hava kararmadan önce bir kere daha havuza giren oğlunu kocaman havluyla kurularken evin önünde duran spor arabayı fark etmedi. Yaklaşan ayak seslerini duyduğunda şaşırdı. Nazoş ile muzaffer bey alışveriş için evden gitmişlerdi. Kim gelebilir ki?

    NOT:kısa hem de çok kısa ama biraz merak edin
    avatar
    mat_fatos
    Set Gorevlisi
    Set Gorevlisi

    Kadın
    Mesaj Sayısı : 832
    Yaş : 36
    Nerden : izmir
    Ruhsal Durumum: :
    Durumum: :
    Katılımı : :
    5 / 1005 / 100

    Takımı :
    Kayıt tarihi : 05/04/08

    Geri: Kaybolan Yıllar

    Mesaj tarafından mat_fatos Bir Salı Tem. 01, 2008 8:11 pm

    25 bölüm devamı

    -Merhaba, zenan. Demek her şeyi birbirine katan ve olaylara yol açan çocuk buymuş. Kendi gözümle görmek istemiştim.
    Sedef! Onu nasılda unutmuştu! Zenan derin bir nefes aldı.
    Z: merhaba, Sedef. Ne olaylarından bahsediyorsun sen?
    Zenanın gözleri sedefin eline takılınca kalbi duracak gibi oldu. O kocaman yüzük hala sedefin parmağındaydı.
    Se: hangi olay olacak? Güçlü ve zengin suat birtanın, kendisinden olduğu bile şüpheli şu çocuk yüzünden seninle evlenmeye kalkmasından, sorumluluklarını unutup aile adını lekelemesinden söz ediyorum.
    Sorumluluklarını unutmak mı? Bu lafın tek anlamı olabilirdi. Suat ile sedef nişanlıydı! Zenanın yüzü bembeyaz kesildi. Batuhanı kucağına aldı.
    Z: batuhan, suatın oğlu.
    Se: sandığımdan daha zekiymişsin, zenan. Bunu kabul etmek zorundayım. En azından çocuk tıpkı suat gibi kumral. Zavallı suatın bir çocuk sahibi olabilmeyi ne kadar çok istediğini hepimiz biliyoruz. Çocuk sahibi olabilseydim, siz ayrıldığınızda suat ile ben hemen evlenirdik, bunu sen de biliyorsun. Ama bu şartlar altında acele etmemize lüzum olmadığını düşündük.
    Zenan kendini zorlayarak sedefin gözlerine içine baktı.
    Z: bu durumda senin şanssızlığına küsmek, benim de talihime şükretmekten başka yapabileceğim bir şey yok.
    Se: sakın suatın seni sevdiği gibi bir hayale kapılma. ( sedefin ne kadar kızgın olduğu bakışlarından anlaşılıyordu). O her zaman bana döner. Şimdiye kadar hiç değişmedi bu.
    Sedef sözlerini bitirip arkasını dönüp yürüdü. Zenan bir müddet taş kesilmiş gibi onun arkasından baktı. Sonra batuhanı kucağına alıp eve yürüdü. Ağlamak istiyordu, ama bunu bile yapamıyordu. Ne kadar saftı! Suat onu hiçbir zaman sevmemişti. Onun kalbinde sedeften başkasına yer yoktu.
    Batuhanın yemeğini yedirdikten sonra mutfağa indi. Sadece kahve istedi. Tam bu sırada telefon çaldı. Avizeyi kaldıran nazoşun “suat” dediğini duyunca hemen kapıya yürüdü.
    N: bir dakika. Suat, seni arıyor.
    Zenan onunla konuşamayacağını hissetti.
    Z: otele gitmenin şans getirmediğini söyle ona.
    Dedi ve mutfaktan dışarı fırladı. Yatak odasına girdiğinde gözyaşları sicim gibi yanaklarından aşağı süzülüyordu. Anne olmak bile onu olgunlaştırmamıştı. Suat her zamanki gibi onun saflığını kullanmış, yeniden yatağına almış, oğlunu elde edebilmek için onu kandırmıştı. Ama bir daha asla, asla yaapmaayacaktı bunu. Yatak odasının kapısını kilitledi…
    Batuhanı alıp derhal gidecekti buradan. Bir bakıma suçlu kendisiydi. Sedefi tamamen unutmuştu.
    Dolapta bulduğu valizi alıp içine birkaç kıyafet tıkıştırdı. Her şeyden önce oğlunun nüfus cüzdanını bulması gerekiyordu. Herhalde suatın çalışma masasındaydı. Valizi yatağın üstüne koyup yanına çöküverdi. Batuhan için birkaç gün yetecek kadar eşya alırsa hazır sayılırdı.

    Peki ama nereye gidecekti? Manisa geri dönerse suat onları hemen bulurdu.
    avatar
    mat_fatos
    Set Gorevlisi
    Set Gorevlisi

    Kadın
    Mesaj Sayısı : 832
    Yaş : 36
    Nerden : izmir
    Ruhsal Durumum: :
    Durumum: :
    Katılımı : :
    5 / 1005 / 100

    Takımı :
    Kayıt tarihi : 05/04/08

    Geri: Kaybolan Yıllar

    Mesaj tarafından mat_fatos Bir Cuma Tem. 04, 2008 6:53 pm

    26. bölüm

    Her şeyden önce, acı bir gerçeği kabul etmesi gerekiyordu. Zannettiği gibi güçlü, ne istediğini bilen, kararlı bir insan değildi, hiçbir zamanda olmamıştı.
    Daha lise öğrencisiyken nasıl çalışması gerektiğine babası karar veriyordu. Suat ile ilişkilerinde de aynı şey olmuştu. Suat ona birlikte yaşamalarını teklif etmişti. Zenan aslında onunla evlenmek istemesine rağmen ona sunulanla yetinmiş, fazlası için ısrar etmemişti.
    Manisada açtıkları klinik bile aslında elanın fikriydi. Orayı önünden geçerken görmüşler ve hemen oraya klinik açmaya karar vermişlerdi.
    Hayatında bir kere, sadece bir kere kararlı davranmış ve suata evlenme teklif etmişti. Ve o seferde reddedilmişti.
    Hamile kalması bile kendi isteği ile olmamıştı. Sonuçta, suat bir fırtına gibi yeniden hayatına girmiş, her şeyi alt üst etmişti.
    Zenan utançla başını iki yana salladı. Bu kadar budala olduğuna kendiside inanamıyordu!
    Hele hele son aptallığı! Suatın oyununa gelmiş, kendisini ve oğlunu kaçırabileceğini aklına bile getirmemişti. Dahası, bir iki itirazdan sonra yine onun kollarına atılmış, evlenme teklifini kabul etmişti. Üstelik suatın kendisini sevmediğini bildiği halde!
    Zenan ürpererek gözlerini pencereye çevirdiğinde havanın çoktan karardığını, hafif bir rüzgar çıktığını fark etti. Saat bayağı geç olmalıydı. Yoo, bundan sonra rüzgara göre savrulmayacaktı! Omuzlarını dikleştirdi, kararını verdi. İlk öncede, suatı hayatından ebediyen çıkaracaktı. Ondan kaçmayacaktı. Aşağı inip otele telefon edecek ve düğünün olmayacağını bildirecekti…
    Kapının vurulduğunu duyunca hiç düşünmeden “evet?” dedi. Gelenin nazoş olduğundan emindi.
    -kapıyı aç, zenan!
    Zenan, suatın sesini duyunca irkildi. Ama hiç tereddüt etmeden kapıya yürüyüp kilidi açtı.
    Suat hızla içeri daldı. Etrafına baktı ve yatağın üstündeki açık valizi gördü. Sırtını kapıya dayayıp bekleyen zenana yavaşça döndü.
    S: balayına çıkmayı planlamamıştık daha. Yoksa bilmediğim yeni bir durumu söz konusu?
    Z: seni terk ediyorum.
    S: biliyordum! Yemin ederim, bunu tahmin etmiştim!
    Suat birden deliye döndü. Onu kollarından tutup sarstı.
    S: hayır, hiçbir yere gitmiyordun! Buna izin vermiyorum!
    Nefesindeki alkol kokusunu duyan zenan o kadar şaşırdı ki, korkusunu unutup dikkatle ona baktı. Suatı daha önce hiç böyle görmemişti. Şaçları karmakarışıktı, traş olmamıştı, üstünde hala saatler önce giydiği kıyafetler vardı. Kaldığı otel istanbulun en lüks otellerinden biriydi. Suat orada asla bu halde kalmazdı.
    Z: sen içki içmişsin……. Peki yemek yedin mi?
    S: beni terk edeceğini söylüyorsun, sonra da yemek yiyip yemediğimi soruyorsun! İçki içip içmediğimi merak ediyorsun! Otel odasında tek başıma oturmuş, seni yalnız bırakmakla, sana güvenmekle doğru davrandığımı kendi kendime tekrarlayıp duruyordum.
    Z: seninle telefonda konuşmak istemedim
    S: nazoş ile konuşunca o kadarını anladım zaten! Yoksa bu kadar içkiliyken son sürat araba kullanıp buraya gelir miydim?!
    Z: buraya gelmen gerekmiyordu! Bir şeyi değiştirmeyecek bu. Batuhan ile birlikte sabahleyin buradan gideceğiz. Düğün filan olmayacak.
    Suat bir müddet hiçbir şey söylemeden ona baktı. O kadar kızgındı ki, zenanı öldürebilirdi! kafa99
    S: yanılıyorsun, yarın düğün olacak!
    avatar
    mat_fatos
    Set Gorevlisi
    Set Gorevlisi

    Kadın
    Mesaj Sayısı : 832
    Yaş : 36
    Nerden : izmir
    Ruhsal Durumum: :
    Durumum: :
    Katılımı : :
    5 / 1005 / 100

    Takımı :
    Kayıt tarihi : 05/04/08

    Geri: Kaybolan Yıllar

    Mesaj tarafından mat_fatos Bir Çarş. Tem. 09, 2008 2:36 pm

    27: bölüm

    Z: düşündüğün tek şey bu işte! O aptal gururun! Ama endişelenmene lüzum yok. Sedef yarın büyük bir memnuniyetle seninle evlenir. Kendisi söyledi bunu. Zaten parmağında da senin taktığın yüzük her şeyi ispatlıyordu. Bana ihtiyacın yok. Hiçbir zaman da olmadı, seni aşağılık, iki yüzlü herif!
    Zenan sonunda kafasından geçenleri açıkça söyleyebildiği için rahatladı. Suatın bağırmasını, sert bir tepki göstermesini bekledi. Ama hiç beklemediği bir şey oldu. Suat kollarını göğsünde kavuşturarak gözlerini kapattı. Odadaki sessizlik uzadıkça uzadı. Ama zenanın bunu bozmaya niyeti yoktu. Suat sonunda gözlerini açtığında bakışlarında tarifsiz bir keder vardı.
    S: ama benim sana ihtiyacım var zenan. Sedef asla senin yerini tutamaz.
    Z: çünkü çocuğu olmuyor değil mi?
    Suatın yüzünde şaşkın bir ifade belirdi. Sonra birden bakışları karardı, çenesinde bir kas seğirmeye başladı. İçinden bir küfür savurdu. Sonra gözlerini zenana dikti.
    S: o iğrenç kadın! Bugün buraya geldi değil mi?
    Z: evet.
    Zenan bunu fısıldayarak söyleyebilmişti. Bu sorunun manasını da anlayamadı.
    S: ne söyledi?......................anlat bana zenan! Ne söyledi o kadın sana?
    Z: her zaman ki nezaketini gösterdi bana! Benim kadar değersiz bir kadınla evlenerek sen de aile adına leke sürüyor, verdiğin sözleri unutuyorsun! Aslında onu suçlayamam tabii. Nişanlısının bir başkasıyla evleneceğini öğrenen bir kadın bunu kolayca kabullenemez. Her neyse, bence ikiniz tam birbirinize layıksınız. Birbirinizden farkınız yok!
    Suat zenanın yanına yatağın üstüne oturdu.
    Z: gerçekleri duymak pek hoş olmuyor değil mi?
    S: her şeyi yanlış anlamışsın, zenan. Tek sorumlusu da benim. Dinle. Ben sedef ile nişanlı8 falan değilim. O kadına ilgi duyduğum filan da yok. On yıl öncesinden kalmış bir gençlik hatasıydı. Bir başkasıyla evlendiği için de sonsuza kadar minnettarım ona.
    Z: hah! Güldürme beni. Onun için mi ona o kocaman yüzüğü verdin? Dergilere onunla birlikte poz verdin? Haklısın, hepsi senin hatan!
    Zenan öfkesini ve kızgınlığını bastırmadı, konuşmaya devam etti. Artık bu saatten sonra susamazdı zaten.
    Z: batuhan ile birlikte doktoru beklerken dergileri karıştırıyordum.ikinizin fotoğrafını dergide görünce o kadar sarsıldım ki, çocuğumu hiç tanımadığım bir hemşireye teslim edecek kadar aptallık ettim!
    S: Allahım!
    Zenan artık iyice çıldırmıştı.
    Z: o kadınla senin yüzünden çocuğumdan ayrı kaldım. Batuhandan ayrı geçen bir gün hayatımdan yılları götürdü sanki. Şimdi o kadının senin için hiçbir şey ifade etmediğine inanmamı mı bekliyorsun? Buradan ayrılmadan önce ondan özür dilemem için ne kadar ısrar ettiğini de unutmuyorum…
    S: böyle düşündüğünü, buna inandığını bilmiyordum! Yanılıyorsun, çok yanılıyorsun, zenan! Senden özür dilemem gereken çok şey var zenan! Ama beni terk etmene izin veremem.
    Zenan itiraz etmek için başını kaldırdı. Ama suatın gözlerindeki acıyı ve çaresizliği görünce durakladı. Onu daha önce hiç böyle görmemişti.
    S: çünkü seni seviyorum zenan.
    Zenanın kalbi duracak gibiydi. Ne söyleyeceğini bilmiyordu.
    S: sana yaptıklarımdan sonra beni sevmeni bekleyemem, yine de yarın benimle evlenmeni istiyorum, zenan. ( suat zenanın gözlerinin içine baktı.) illede evlenmen gerekmiyor. Seni buna zorlatamayacağımı biliyorum artık. Ama karar vermeden önce lütfen beni dinle. Hiç olmazsa beni dinle, olur mu?
    Z: anlat!
    Suat onu gerçekten seviyorsa, zenanın yapmayacağı bir şey yoktu. Ama nasıl inanacaktı?
    avatar
    mat_fatos
    Set Gorevlisi
    Set Gorevlisi

    Kadın
    Mesaj Sayısı : 832
    Yaş : 36
    Nerden : izmir
    Ruhsal Durumum: :
    Durumum: :
    Katılımı : :
    5 / 1005 / 100

    Takımı :
    Kayıt tarihi : 05/04/08

    Geri: Kaybolan Yıllar

    Mesaj tarafından mat_fatos Bir Cuma Tem. 11, 2008 4:59 pm

    27. bölüm devamı

    S: öyle çok hata yaptım ki nereden başlayacağımı bilemiyorum. Seni gördüğüm andan itibaren benim için çok özel biri olacağını hissetmiştim, zenan. Yüzünden eksik olmayan o mutlu tebessüme, hayata neşeyle, iyimserlikle bakışına hayran kaldım. Mutlaka benim olacağına yemin etmiştim. Birlikte geçirdiğimiz o ilk geceden sonra seninle evlenmem gerekirdi. Allah biliyor, sana daha ilk günden aşık olmuştum.
    Z: bunu hiç söylemedin.
    S: korkuyordum. Daha önce bir kadın beni tam düğün arifesinde terk et5mişti zaten. Ama o, o kadar önemli değildi… esas mesele, benden daha genç olmandı. Babam da kendisinden çok genç bir kadınla evlenmiş ve evlilikleri yürümemişti. Annem sonunda kendi yaşında bir adamla kaçtı. Korkaklık ettiğimi biliyorum, bahanede bulmaya da çalışmıyorum, ama hepimiz geçmişimizden etkileniyoruz.
    Nazoş haklıydı. Suat belki de gerçeği söylüyordu. Zenanın dudaklarında hafif bir tebessüm belirmeye başladı.
    S: senin yanında kendime bir türlü hakim olamıyordum. Beklide sorunum buradan kaynaklanıyor, zenan.
    Z: seks mi?
    Zenan şaşırdı. İlişkilerinde tek sorunsuz noktanın bu olduğunu sanıyordu oysa.
    S: seks, aşk ve onların sonuçları. Benim açımdan bakıldığında, aşırı mülkiyetçilik ve delice bir kıskançlık. Dubai de o arap yüzünden seninle kavga etmemin tek nedeni kıskançlıktı. Davranışım benimde hoşuma gitmedi. Seni istanbula dönmek üzere uçağa bindirdikten sonra verdiğim bileziği almadığını fark ettim.
    Suatın onu kıskandığını itiraf etmesi zenanın yüreğini sevinçle doldurdu. Yinede bu yeni suata, tedirgin, çekingen suata kuşkuyla baktı.
    Z: beni otelden apor topar çıkardın. Bileziği unutmam normal değil mi?
    S: onu hiç taktın mı? Hala duruyor mmu?
    Z: takmıyorum. Ayrıldıktan sonra o bileziği görmeye bile dayanamazdım. Bankaya kasaya koydum. İleride batuhana vermeyi düşündüm.
    S: klipsinin arka tarafına kazınmış yazıyı okudun mu?
    Z: yazı mı? Ne yazısı?
    S: allahım, ne kadar aptalım!
    Suat ona sımsıkı sarılıp yüzünü saçlarının arasına gömdü. Sevinçten çıldırmış gibiydi.
    Z: suat…
    Zenan şaşkın bir halde geri çekilip suta baktı.
    S: anlamıyor musun zenan? Seninle sorunlarımız ben dubaiden döndükten sonra başladı. Sana, bir şey unutup unutmadığını sormuştum, hatırlıyor musun? O bileziği Dubaide, otelde unuttuğunu görünce deliye dönmüştüm.
    Z: evet ama……..
    Zenan bunun anlamını hala çözemiyordu.
    avatar
    mat_fatos
    Set Gorevlisi
    Set Gorevlisi

    Kadın
    Mesaj Sayısı : 832
    Yaş : 36
    Nerden : izmir
    Ruhsal Durumum: :
    Durumum: :
    Katılımı : :
    5 / 1005 / 100

    Takımı :
    Kayıt tarihi : 05/04/08

    Geri: Kaybolan Yıllar

    Mesaj tarafından mat_fatos Bir C.tesi Tem. 12, 2008 12:08 pm

    28. bölüm

    S: o bilekliğe bir yazı yazdırmıştım “seni seviyorum” yazıyordu orda. Onu orda unuttuğunu gördüğümde aşkımın seni hiç ilgilendirmediği sonucuna vardım. Bakanda senin sedefe kötü davrandığını söyleyince iyice kızdım. Sedefin nasıl bir kaltak olduğunuda bilmediğimi de itiraf etmem gerekiyor.
    Z: ben…
    Zenan devam edemedi. Gözleri yaşlarla doldu. Suatın doğruyu söylediğinden artık kuşkusu yoktu. Bileklik hala onda olduğuna göre ispatı kolaydı. Boşa geçirdikleri zamanın tek sorumlusunun suat olmadığını da kabul etmesi gerekiyordu.
    Z: sana anlatmaya çalıştım. Ama beni o kadar apar topar istanbula geri göndermiştin ki sana kızgındım. Ardından beni yine tek başıma İzmire gönderdiğinde iyice kırıldım. Kendimi istenmeyen bir yük gibi görmeye başladım.
    Suat ona sımsıkı sarıldı.
    S: seni hep istedim. Ama sana inanmam ve güvenmem gerekirdi. Aptallık ettim. Sana hissettiğim duyguların derinliğinden ve seni kaybetmekten korkuyordum. Sen İzmire gittikten sonra nazoş her şeyi anlattı ve gerçeği öğrendim. Sedefi sıkıştırdım. Hiç durmadan özür diledi. Evliliğinin sona ermesi nedeniyle sinirlerinin bozuk olduğunu, onun için öyle kötü davrandığını söyledi. Ona inanmadım, söylediklerinin benim için bir anlamı yoktu zaten. O gece sana telefon edip evde bulamayınca seni kaybetme korkusu öfkeye dönüştü. Yinede seni bulmak için ilk uçakla izmire geldim.
    Z: kanepede uyuyordum, beni uyandırdın. Öyle soğuk davrandın ki…
    Suat onu kucağına oturttu.
    S: o günkü davranışımı hayatım boyunca pişmanlıkla hatırlayacağım. Bana evlenme teklif etmenin senin için ne kadar zor olduğunu tahmin edebiliyorum. Sana evet demek ve hemen nikah dairesine koşmak istiyordum. Ama gururum ve hiçbir kadın tarafından yönlendirilmemek konusundaki kibirli kararlılığım beni engelledi. Ayrıca cebimdeki bileklikte ateş gibi elimi yakıyordu sanki. Beni affedebilecek misin zenan? Beni sevebilecek misin?
    Suat inatçı, kibirli, hatta geri kafalı bir erkek olabilirdi, ama zenanın sevebileceği tek erkekti… ve nihayet ona inanıyordu. Zenanın yüreği sevinçle doldu.
    Z: seni affediyorum.
    Ama aynı zamanda sevdiğini itiraf etmeye henüz hazır değildi. Kafasındaki bütün soruların cevabını almak zorundaydı. Gelecekteki mutluluğunu engelleyecek hiçbir pürüz kalmasını istemiyordu. Kollarını onun boynuna doladı.
    Z: sedef ile birlikte dergide yayınlanan o fotoğrafın nasıl çekildiğini de açıklarsan, belki daha fazlasını da yapabilirim.
    S: yoksa beni kıskanıyor musun zenan?
    Suat bunu şakacı bir ifadeyle söyledi. Ama zenanın gözlerindeki kuşkuyu görünce hemen ciddileşti.
    S: Ankara da bir kanser araştırma vakfı yararına düzenlenen gecedeydik. Sedefin nişanlandığı adam misafir konuşmacıydı. Konuşmasını yapmak için sahneye giderken onu benim yanıma bıraktı…
    Z: sedef bir başkasıyla mı nişanlı?
    Zenan hayretle bunu bağırarak söylemişti.
    S: evet.ayrıca sedefe de o kadar çok kızma. Bir kadının istediği halde çocuk sahibi olamaması korkunç bir şey. Bence, bütün kötü davranışlarının altında bu yatıyor.
    Z: haklısın. Yinede söylediklerin o fotoğrafı açıklamıyor.
    avatar
    mat_fatos
    Set Gorevlisi
    Set Gorevlisi

    Kadın
    Mesaj Sayısı : 832
    Yaş : 36
    Nerden : izmir
    Ruhsal Durumum: :
    Durumum: :
    Katılımı : :
    5 / 1005 / 100

    Takımı :
    Kayıt tarihi : 05/04/08

    Geri: Kaybolan Yıllar

    Mesaj tarafından mat_fatos Bir C.tesi Tem. 12, 2008 12:09 pm

    28. bölüm devamı

    S: o gecede hep ünlü insanlar vardı. Gazeteciler yüzlerce fotoğraf çekti. O kadar şarkıcı, manken, oyuncu varken neden sedef ile beni de çektiklerini pek anlamadım zaten. Ama sana yemin ederim konuşması biter bitmez sedefi nişanlısına teslim ettim. Vakfa bir bağış çeki yazdım ve oradan ayrıldım. Tek başıma.
    Zenan, suatın gözlerinin içine baktı. Doğruyu söylüyordu.
    S: sen beni bırakıp gittiğin günden beri hep yalnızdım zaten. Başka biriyle evlendiğini zannettiğimde aklımı kaçıracaktım neredeyse. Bana inanmıyorsan nazoşa sor. Onada hayatı zehir ettim.
    S: hiç durmadan içiyordum. Sonunda, nazoş arabamın anahtarını ve evdeki bütün içki şişelerini sakladı. Korkunç kavga ettik. Ona vurmak için elimi havaya kaldırdığımı fark ettiğim anda dehşete kapıldım, nasıl bir adam haline geldiğimi o zaman anladım.
    Suatın sesindeki acı zenanı çok etkiledi. Onu teselli etmek istedi.
    Z: ah suat!... zaman zaman orta çağdan kalma bir adam gibi davrandığın açık, ama sen asla bir kadına vuramazsın. En azından bundan eminim.
    S: teşekkürler… kendimi tamamen işe verdim. Geceleri seni düşünerek işkence çekmemek, hiç olmazsa bir iki saat seni düşünmeden uyuyabilmek için geç saatlere kadar deliler gibi çalıştım. Beni terk ettiğinden beri hayatımda hiçbir kadın olmadı. Sen yoksan, başka kadın da istemiyordum.
    Zenan her ikisinin de ne kadar acı çektiğini düşündü. Söyleyecek bir şey bulamadı.
    S: ne olur anla beni zenan. İş, başarı, bu ev… sen olmayınca hiçbirinin anlamı yok. Sen benim yaşama gücümsün.
    Suat zenanı anlından, gözlerinden, yanaklarından öptü.
    S: ancak sen yanımdayken hayatın anlamı var. Seni deliler gibi seviyorum, zenan. İnan bana.
    Zenanın gözleri sevinç yaşlarıyla doldu. Suatın yüzünü ellerinin arasına alıp konuşmaya başladı.
    Z: sana inanıyorum. Ben de seni seviyorum. Hayatıma senden başka erkek girmedi. Senden başkası olmadı hiç.
    Suat ona tutkuyla sarıldı. Uzun uzun öptükten sonra başını kaldırdı.
    S: Allahım!.. rüya olmadığını söyle bana.
    Zenan güldü. Suatın kulağını hafifçe ısırdı.
    Z: rüya görmediğine inandın mı şimdi?
    Ama suat gülmedi. Ciddi bir ifadeyle sorusunu sordu.
    S: peki benimle evlenecek misin zenan? Karım olacak mısın? Bundan sonra kaçmak yok. Seni ikinci defa kaybetmeye dayanam artık.
    Z: benimle evlenmek istemenin tek nedeni batuhan değil, değil mi? Sedef bunu ima etmişti de.
    Zenan son korkusunu da dile getirmişti.
    S: sedefin canı cehenneme.! Batuhanı tabiki çok seviyorum. Ben onun babasıyım. Kim evladını sevmez ki? Ona iyi bir baba olmak, büyüdüğünü görmek istiyorum. Ama seni hayatta her şeyden çok seviyorum. Sensiz yaşamak bile istemiyorum. Evlen benimle aşkım. Lütfen….
    Suatın çaresizlik içinde yalvarışı yüreğinde ki son kuşku kırıntılarını da yok etti. Dudaklarını suata uzatırken ancak fısıldayarak konuşabildi.
    Z: seni seviyorum aşkım. Seninle evleneceğim…………..

    Son…
    avatar
    mat_fatos
    Set Gorevlisi
    Set Gorevlisi

    Kadın
    Mesaj Sayısı : 832
    Yaş : 36
    Nerden : izmir
    Ruhsal Durumum: :
    Durumum: :
    Katılımı : :
    5 / 1005 / 100

    Takımı :
    Kayıt tarihi : 05/04/08

    Geri: Kaybolan Yıllar

    Mesaj tarafından mat_fatos Bir C.tesi Tem. 12, 2008 12:21 pm

    sevgili arkadaşlarım
    pon_pon bu senaryomuzda sona erdi artık pon_pon2
    yazdıklarımı okuyupta bana cevap yazdığınızda çok sevindim. dancing06
    elimden geldiği kadarıyla akıcı ee23e olması için uğraştım.
    zaman zaman sıavlarımdan dolayı arayı epey uzattığım günler oldu. kizgin222
    bu yüzden beni öldürmek isteyenler bile oldu kafa99
    gösterdiğiniz sabır için sizlere ne kadar teekkür ettim azdır alkis yahooooooo
    hepinize güzel bir tatil diliyorum creautere2

    yakında bu bölümde başka bir senaryo ile buluşmak üzere super2

    HOŞÇAKALINNNNNN
    kisss9 animation174he.gif

    belly_ jumping004 flower up222 dua1 happ90o airkiss2 backhug00

      Forum Saati Salı Kas. 20, 2018 9:44 am